Mert Bulan

XING'de stajyer olarak çalışmak

| okuma süresi: 11 dk

Her şey “Ben yurtdışında staj yapmalıyım.” dememle başladı. Yurtdışında staj yapmayı istiyordum çünkü farklı bir ülkeyi görmek, farklı kültürden insanları tanımak, İngilizcemi ilerletmek, yurdışındaki çalışma ortamını görmek ve programlama bilgimi geliştirmek istiyordum. Görüldüğü gibi eğer gidebilirsem bana birçok faydası olacağını gördüm. Deneyim sahibi olduğum programlama dili ve kütüphane Ruby ve Rails olduğundan kendimi bu alanlarda kısıtladım. Bu sayede staja kabul alma olasılığımın artacağını düşündüm ve stajyer ilanlarını başvurmaya başladım.

Başta Hacker News olmak üzere (Who is hiring? başlıkları) internette bulduğum, Ruby on Rails Developer aradıklarını belirten her şirkete başvuru yaptım. İlk olarak Kanada merkezli Shopify firmasından dönüş aldım. Skype üzerinden İnsan Kaynakları departmanında çalışan birisiyle görüştüm ancak bu görüşme olumlu sonuçlanmadı. Zaten onlar benim Mayıs ayında başlamamı istiyordu ancak benim okulum Haziran ortasında bitiyordu. Bir süre yaptığım başvurulardan hiç geri dönüş alamadım. Daha sonra Fransa merkezli ufak bir şirketten birisiyle ufak bir mailleşmemiz oldu. Bana 3 ay gibi bir sürenin kısa olduğundan ve yurtdışından gelecek birisi için evrak işleri çok fazla olacağından firmaların mümkünse daha uzun süreli staj yapacak elemanları tercih ettiğinden bahsetti. Tabii hemen pes etmedim, çevremdeki yazılımcılara Avrupa’da Ruby on Rails kullanan firmaları sordum. Kendisiyle ilk olarak Twitter üzerinden tanıştığım Ender Ahmet Yurt bana aralarında XING’in de olduğu birkaç firma söyledi. Ben de bu firmaların sitelerine girip, iş ilanları sayfasından başvuru yapmaya başladım.

Mülakat

13 Şubat tarihinde XING firmasından dönüş aldım. 20 Şubat tarihi için Skype aracılığıyla görüşmek üzere randevulaştık. İnsan Kaynakları departmanından biri ile görüşecektim. Görüşmeden önce yolladıkları Predictive Index (PI) ve Professional Learning Indicator (PLI) testlerini yapmamı istediler. İlk test kendiniz hakkında sıfatlar seçerek bir nevi kişiliğinizi ortaya koyan bir test. Diğeri ise basit zeka soruları diyebileceğimiz görsel, sayısal ve kelime bilgisi alanında sizi ölçen bir test. Hemen testleri çözdüm ve görüşme gününün gelmesini heyecanla bekledim. Görüşme çok güzel geçti, görüştüğüm kişi bana gerçekten çok sıcak davrandı.

10 Mart tarihinde ikinci görüşmenin olacağına dair bir mail aldım. 17 Mart tarihi için randevulaştık. Bu seferki görüşmenin teknik olacağını tahmin ediyordum ve tahmin ettiğim gibi çıktı. Şuanda çalıştığım ekipte Mühendislerden Sorumlu Başkan Yardımcısı (VP of Enginnering) olan biri ile görüştüm. Bu görüşmede bana GitHub’ta paylaştığım projemden ve bu projede hangi teknolojilerden yararlandığımdan bahsetmem istendi. Ardından ufak bir canlı kod okuma ve yazma aşamasından geçtim. Daha sonra biraz sohbet ettik ve görüşme tamamlandı.

Son olarak 5 Nisan tarihinde mail aracılığıyla bir Code Challenge gönderildi. Birkaç saat içerisinde tamamlayıp kendileriyle paylaştım. 10 Nisan tarihinde de staja kabul edildiğime dair bir mail aldım. Böylelikle 13 Şubat tarihinde başlayan süreç 10 Nisan tarihinde sonuçlanmış oldu ve benim XING maceram başladı.

alster

İlk Gün

Stajımın ilk günü herhalde bu zamana kadar en çok heyecan duyduğum günlerden bir tanesiydi. XING’in binasına girip, ilgili kata asansörle çıkıp daha sonra da resepsiyonda danışmanımın (supervisor) beni alması için beklemeye başladım. Resepsiyonda ilk olarak ufak bir paket verdiler. Pakette birkaç çikolata, her gün su içmek için kullandığım cam şişe, kahve için fincan, kalem ve benzeri kırtasiye ürünleri vardı. Birkaç dakikalık beklemenin ardında danışmanım Tomasso geldi ve ilk iş olarak birlikte staj süresi boyunca kullanacağım bilgisayarı almak üzere IT departmanının yolunu tuttuk. Burada ilk şokumu yaşadım. Çünkü benim için hazırlanan bilgisayar 2016 model Touch Bar’a sahip 15 inç MacBook Pro idi. Ben şoktayken, Tom bana kulaklık, mouse ya da klavye ister misin diye soruyordu. Hangileri gerek olur bilmediğimden hepsine evet dedim. Kutusu açılmamış Logitech marka mouse ve kulaklığımı, Apple marka klavyemi de alıp departmanımın yolunu tuttuk. (klavyeyi kullanmadığımdan geri verdim) Burada bir diğer danışmanım olan Laura ve sevimli köpeği Pepsi ile tanıştım. Hem Tom hem de Laura benim şirket içinde ve dışında her türlü konuda bana yardımcı olmak için gönüllü olmuş kişiler. Staj yaparken birlikte kod yazacağım, kendisnden yeni şeyler öğreneceğim ve takıldığım konularda bana yardımcı olacak bir diğer danışmanım, kendisi de benim gibi Back-end Developer olan Andreas ile de tanıştım. (Herhalde şirkette 3 danışmanı olan tek stajyer benimdir)

Danışmanlarımla tanıştıktan sonra ekipteki herkes tek tek yanıma gelerek kendilerini tanıttı ve ardından Andreas ile benim işe hazırlanma sürecim başladı.

Ekip

XING çok büyük bir şirket olduğundan birçok departman bulunuyor. Ben şirket içerisindeki Growth kümesinin Onboarding ekibinde yer alıyorum. Growth kümesi yaklaşık 30-35 kişiden oluşuyor ve kendi içerisinde ufak ekiplere bölünmüş ve Onboarding de bu ekiplerden bir tanesi. Kısaca bahsetmem gerekirse, ekibin görevi başta yeni kayıt olan kullanıcılar olmak üzere, kullanıcıların site içerisindeki aktivitelerini arttırmak. Laura ve Andreas’nin de dahil olduğu Onboarding ekibi, bir tanesi Freelance olmak üzere 6 tam zamanlı çalışandan oluşuyor. Kısaca ekibimi tanıtırsam:

  • Matthias (Ürün Sorumlusu)
  • Leon (Arayüz Tasarımcı)
  • Fabian (Test)
  • Laura (Front-end Developer)
  • Andreas (Back-end Developer)
  • Bartek (Frelance Full Stack Developer)
  • Pepsi (Sevimli Köpek)

Matthias, Leon ve Andreas ekipteki en tecrübeli kişiler. Hatta öğrendiğim kadarıyla Andreas, Growth kümesinde Senior ünvanına sahip tek kişiymiş. Ekipteki herkes gerçekten çok iyi insanlar ve ne zaman bir şey sorsam sorumu uzun uzun tüm detaylarıyla cevaplandırıyorlar. Hiçbir şekilde iki üç cümle söyleyip başından savıp kovmuyorlar ve her seferinde de aklına takılan bir şey olursa çekinmeden sor diye de bitiriyorlar cümlelerini.

İlk birkaç gün geliştirme ortamımı hazırlamakla ve diğer ayrıntılarla geçti. Şirket içerisinde dökümantasyon için Confluence kullandığımızdan ve neredeyse her şeyin dökümanı olduğundan Andreas, yeni işe giren birisi için uygulanması gereken adımlar sayfasını açıp oradaki her şeyi tek tek uyguladı. Ardından Matthias bana Jira’da işlerin nasıl yürüdüğünü yaklaşık 1 saat boyunca en ufak ayrıntısına kadar hiç sıkılmadan anlattı. Öğrenmekten keyif alan biri olarak ekipteki herkesin bu şekilde her detayı bana anlatmasından aldığım zevki tarif edemem.

Matthias’tan konu açılmışken beni inanılmaz bir şekilde mutlu eden şu anıdan da bahsetmeden geçemeyeceğim. İkinci haftamın başlarına doğru ilk task’ımı bitirip ikinci task’ıma başlıyorken aklımda birkaç soru işareti kalmıştı. Tabii ben de direk Matthias’a bundan bahsettim. Matthias’ın bana söylediği ilk şey: “Sen ne düşünüyorsun? Sence nasıl yapmalıyız?” Bunu duyduktan sonra birkaç saniye şok geçirmedim desem yalan olur. Ben, Matthias bana direk cevabı verir, ki eminim kendisi bu cevabı çok daha önceden düşünmüştür, döner onun söylediği şeyi yaparım diye beklerken Matthias’ın bu şekilde benim düşüncelerimi merak etmesi beni oldukça mutlu etti. Çünkü bu durum aynı zamanda Matthias’ın benim fikirlerime de önem verdiğini gösteriyor. 8 yıl gibi bir tecrübeye sahip bir kişinin neredeyse hiç tecrübesi olmayan bir kişinin fikrini önemsemesi daha önce rastladığım bir şey değil ve açıkcası pek yaygın olduğunu da düşünmüyorum. Özellikle de Türkiye’de.

Bu arada bir konunun da altını çizmek isterim. Stajımın 2 ayını tamamladığım süre zarfında ekipteki hiçkimse bana stajyer olarak davranmadı bu zamana kadar. Hepsi bana ekibe yeni katılmış tam zamanlı çalışanmışım gibi davrandı. Gerek iş takibi için kullandığımız Jira’da olsun, gerekse de geliştirdiğimiz uygulamalarının kodlarının tutulduğu GitHub organizasyonunda olsun neredeyse hepsinde normal bir çalışanın sahip olduğu yetkilere sahibim. Ekipte herhangi bir hiyerarşik yapılanma yok. Kimse bir başkasına ne yapması gerektiğini söylemiyor. Hiçbir şekilde fotokopi çekme vs. gibi ayak işi diyebileceğimiz bir iş yapmadım. Ekibin yapması gereken iş ne ise ben de o işi yaptım, bana özel bir proje vermediler. Şuanda XING’i ziyaret ettiğinizde arkaplanda çalışan koda ben de katkıda bulundum. :)

İşlerin nasıl yürüdüğüne de kısaca değinmek istiyorum. Ekipçe yapılan toplantılarla herkes yapılacaklara birlikte karar veriyor. Daha sonra herkes kendisiyle ilgili task’leri daha önceden belirlenen bir şablona uygun bir şekilde detayları girerek açıyor. Çok teknik değilse task’ları ürün sorumlusu açıyor. Ardından yapılan planlamalara göre hangi işlerin ne zaman yapılacağına karar veriliyor ve bu sayede önümüzdeki haftalarda yapılacak tüm işler belirlenmiş oluyor. Yapılacak işlere ve bu işlerin ne kadar zaman alacağını hep birlikte karar verdiğimizden ötürü bir işin yetişmemesi ya da bir işin acele bir şekilde yapılması gibi sizi strese sokacak bir durum olmuyor. Her şey planlı ve sakin bir şekilde ilerliyor. Jira’daki Kanban board’undan kimin ne iş yaptığı takip edilebiliyor. Jira’daki board’un aynısı ekibin oturduğu alanının duvarında sticker’larla da oluşturulmuş. Bunun yanında her gün saat 11:00 civarı ufak bir ayakta toplantı yaparak, herkes neler yaptığından ve neler yapacağından bahsediyor.

Doğrudan işle ilgili toplantıların yanında bir de herkesin düşüncelerini paylaştığı Retro toplantılarından da bahsetmeden edemeyeceğim. Herhalde hayatımda gördüğüm en dürüst toplantılardan bir tanesi bu. Çünkü bu toplantılarda ekipteki herkes geçen iki hafta içerisinde beğendiği, beğenmediği, kafasını kurcalayan ve öğrendiği şeyleri paylaşıyor. Daha sonra herkes bunlara oy vererek en çok oy alanlar üzerine uzun uzun konuşuyoruz. Açıkcası ilk Retro toplantıma girip herkesin dürüstçe her şeyi çok net bir şekilde ifade etmesi çok ama çok hoşuma gitti. Kimse gizli kapaklı bir iş yapmıyor. Herkes beğendiği ya da rahatsız olduğu şeyi açıkça söylüyor. Bu da haliyle ekipte herkesin birbirine daha çok saygı göstermesini ve güvenmesini sağlıyor.

Her iki haftada bir Bilgi Paylaşımı diye adlandırabileceğimiz bir toplantı oluyor. Growth kümesindeki mühendislerden bir tanesi diğer mühendislerle paylaşmak istediği bir konuyu seçiyor ve yarım saatlik toplantıda ekipteki diğer tüm mühendislere bu konuyu anlatıyor. Mesela ilk haftalarda benim de danışmanım olan Andreas, fonksiyonel programlama konulu bir sunum yapmıştı. Daha sonra React Native ile ilgili bir sunum da oldu. Bu toplantıya katılmanın zorunlu olmadığının altını çizmek isterim.

Son olarak bu toplantılara bir de ek olarak Growth kümesindeki her ekip geçen iki haftada ne yaptıklarını ve bir sonraki hafta ne yaptıklarını paylaştığı yaklaşık yarım saatlik bir toplantı daha oluyor. Bu toplantıya da katılımın zorunlu olmadığını belirtmek isterim.

Görünürde çok fazla toplantı varmış gibi geliyor olabilir ama bunlar çoğuna katılım zorunluluğu yok. Ben her şeyi merak ettiğimden elimden geldiği kadarıyla hepsine katılmaya çalışıyorum. Bir de benim her hafta Tom ve Laura ile yaptığım ufak 1’e 1 diye adlandırılan bir toplantım var. (Ekipteki diğer kişiler de örneğin mühendis ise mühendislerden sorumlu kişiyle görüşüyor.) Bu toplantıda yaşadığım herhangi bir sıkıntı var mı, her şey yolunda mı ya da aklıma takılan bir şey varsa bunun üzerine birlikte sohbet ediyoruz. Açıkcası benimle bu kadar yakından ilgileniyor olmaları çok hoşuma gidiyor.

pepsi

Şirket

Anlatmaya nereden başlasam bilemiyorum. Sanırım Pepsi ile başlayacağım. Eğer köpeğiniz varsa şirkete köpeğinizi de getirebiliyorsunuz. Bizim ekipteki Laura’nın köpeği Pepsi her gün Laura ile işe geliyor. Ekipte bir köpeğin olması gerçekten moralinizi olumlu anlamda etkiliyor. Bir anda yanınızda belirip, kendini sevdirmesi bazı zamanlarda sizle oyun oynaması sürekli masa başında çalışan birisi için gerçekten çok iyi hissettiriyor. Şirketin böyle bir politikasının olması oldukça hoşuma gitti.

Şirkette çoğu şirkette de olduğu gibi sınırsız kahve ve haftanın belirli günlerinde ücretsiz meyve veriliyor. Normalde meyve yiyen biri olmamama rağmen bu şekilde mutfağa uğradığımda bir kasa meyveyi bir arada görünce içinden bir tane almadan edemiyorum. Resmen sayelerinde meyve yeme alışkanlığı edindim desem yeridir.

Bazı zamanlarda şirkette ufak toplantılar oluyor. Gönüllü olarak katılımın sağlandığı bu toplantılarda yine farklı departmanlardan birisi bir konu hakkında isteyenlere konuşma yapıyor. Örneğin yine ilk haftalarda PHP’nin Symfony kütüphanesi hakkında bilgi verilen ufak bir toplantı olmuştu. Bu sayede normalde Ruby’nin Rails kütüphanesini kullanan biri olarak farklı bir programlama dilinin farklı bir kütüphanesi hakkında bilgi sahibi olmuş oldum. Toplantıların güzel bir yanı ise öğle arası zamanında olması. Bir yandan yemek yerken bir yandan da anlatılanları dinleyebiliyorsunuz. Tabii isterseniz ücretsiz atıştırmalık ve içeceklerden de yiyebiliyorsunuz.

Toplantılardan söz açılmışken her hafta Cuma günü yapılan Şirket Toplantısı’ndan da söz etmek gerekir. Bu toplantılarda genelde XING hakkında bazı istatistikler ve gelecek planlarından söz ediliyor. Bunun yanında şirkete yeni katılanlar kendilerini bu toplantılarda kısaca tanıtıyor. Bu toplantının güzel yanı ise ayda bir kere olmak üzere toplantının hemen sonrasında ücretsiz pizza yeme şansınızın olması. Toplantının sonlarına doğru kutularca çeşit çeşit pizza geliyor. Herkes bir kutuyu alıp yemeye başlıyor. İşin bir diğer güzel yanı ise tek bir kutuyu yemek zorunda değilsiniz. Yani aldığınız kutu sizin değil, bir başkası gelip sizin kutunuzdan pizza alabildiği gibi siz de gidip başkasının pizzasından alabiliyorsunuz. Bu paylaşım yönteminin en güzel yanı, yediğiniz her dilim pizzanın farklı olabilmesi. Hayatımda ilk defa ananaslı pizzayı da burada yedim.

Şirkette esnek çalışma saatleri bulunuyor. Bu şu demek; şirket sizden haftada 40 saat çalışmanızı bekliyor ama hangi saatler arasında çalışmanız gerektiğine eğer o gün önemli bir toplantınız yoksa çok fazla karışmıyor. Mesela siz ben sabah 9 akşam 6 saatleri yerine sabah saat 11’de gelip akşam 8’de çıkmak istiyorum diyebiliyorsunuz. Ya da bir gün 6 saat çalışıp da geriye kalan 4 gün yarım saat fazla çalışarak 40 saatinizi doldurabiliyorsunuz. İşin güzel yanı ise bu konuda sizi sıkı sıkıya denetleyen birileri yok. Şirket bu konuda tamamen size güveniyor.

Esnek çalışma saaatlerinin yanında isterseniz bazı günlerde uzaktan da çalışabiliyorsunuz. Yine önemli bir toplantınız olmadığını varsayarsak, ekibinizdeki kişilere, ertesi gün sizin için de uygunsa uzaktan çalışmak istiyorum diyerek bir sonraki gün evden işinizi yapabiliyorsunuz. Açık bir ofiste çalışıldığından dolayı bazı zamanlarda sessizliğe ihtiyacınız olabiliyor. Uzun uzun ve sakin bir şekilde düşünmeniz gereken bir iş yapmak istediğinizde bu şekilde uzaktan çalışarak işinizi gayet iyi bir şekilde yapma şansınız oluyor.

Ofiste işten bunaldığınızda kafanızı dağıtabilmeniz için XING Bar alanları var. Burada kahve eşliğinde iş arkadaşlarınızla muhabbet edebilir, langırt ya da arcade makinesinde eski oyunları oynayabilirsiniz. Bunun yanında her Cuma günü saat 4’ten sonra ofis alanında yer alan buzdolabından (ücretsiz) buz gibi bir bira alıp rahatlayabilirsiniz. Bunun yanında her departmanda var mı bilmiyorum ama bizim departmanda yer alan bilgisayarda bazı günlerde Rocket League ya da 4 oyuncuyla oynanabilen oyunları oynayarak zaman geçirdiğimiz de oluyor bu saatlerde.

Son olarak şirket hakkında değinmek istediğim bir konu var. Belki bu konu bazıları için basit görünebilir ama yine de bahsetmek istiyorum. Yazının başlarında bana tam zamanlı bir yazılım geliştirici olarak davrandıklarından bahsetmiştim. Şirkette kullanılan tüm yazılımlar tahmin edebileceğiniz üzere lisanslı ve sizi belirli programları kullanmaya zorlamıyorlar. Ben geliştirme ortamı olarak RubyMine tercih ettiğimden onu kullanmak istedim ancak ellerinde lisans kalmadığından benim için yeni lisans satın aldılar. Bu da oldukça hoşuma gitti.

Yan Haklar

Öğrendiğim kadarıyla şirkette birçok yan haklarınız var. Bunlardan ilk yabancı dil kursu. Almanya, İngilizce ve İspanyolca kurslarına aylık çok cüzi bir miktar karşılığında kayıt olabiliyorsunuz. Geriye kalan ücreti şirket karşılıyor.

Şirkette çalışmaya başladığınızda PC ya da Mac fark etmeksizin istediğiniz bilgisayarı isteyebiliyorsunuz. Benzer şekilde istediğiniz akıllı telefonu da. Her üç yılda bir de kullandığınız cihazı değiştirerek yeni modelini alma şansınız bulunuyor.

Şirketin anlaşmalı olduğu aralarında BMW’nin de yer aldığı mağazalardan indirimli alışveriş yapabiliyorsunuz. Bunun yanında benim en çok hoşuma giden yan hak, her çalışanın yıllık belirli bir miktar eğitim bütçesinin olması. Eğer işinizle ilgili beğendiğiniz bir kitap ya da eğitim varsa bu bütçeyi kullanarak satın alabiliyorsunuz. İsterseniz konferansa gidebiliyorsunuz.

Yelkenli

Belki de yazının başında belirtmem gerekiyordu ama burada da belirtebilirim diye düşünüyorum. Stajım aslında XING’in bu sene başlattığı Summer School programı kapsamında. Benim gibi 10 Summer School stajyeri bulunuyor. Tabii genelde farklı departmanlara dağılmış durumdayız ve farklı alanlarda çalışıyoruz. Bu program kapsamında zaman zaman bir araya gelip birlikte zaman geçiriyoruz. Bunun yanında birlikte bazı eğitimler de alıyoruz. Bunlardan ilki ben staja başladıktan iki hafta sonra gerçekleşen eğitimdi.

yelkenli

Etkinlik günü ofise gitmek yerine eğitim veren kurumun ofisine gittik. Staj dönemi daha yeni başladığından ve herkes birbirini tanımadığından ilk olarak birbirimizi tanımak için bir oyun oynadık. Daha sonra da Summer School programından beklentilerimiz üzerine konuştuk, herkes kendisini neyin motive ettiğinden bahsetti ve son olarak karşılaştığımız olumlu ya da olumsuz durumlarda nasıl geri bildirim vermemiz gerektiğini öğrendik. Başlangıçta sıkıcı geleceğini düşündüğüm etkinlik oldukça enerjik eğitmenlerimiz sayesinde gayet eğlenceli geçti.

Eğitimin ardından hep birlikte yemek yemek için Alster Gölü’nün yanındaki bir restorana gittik ve yemek yedik. Yemeğin ardından bizim için kiralanan 2 ufak yelkenliye doluştuk ve Alster Gölü üzerinde yaklaşık 2 saat boyunca turladık. Daha önce hiç yelkenliye binmemiş ve kürek çekmemiş biri olarak geçirdiğim zamandan inanılmaz derece keyif aldığımı söyleyebilirim. Alster Gölü’nün o sakinliği üzerinde zaman geçirmek harika bir deneyimdi. Bu yüzden buradan bu etkinliği organize eden Gabi’ye de teşekkürü bir borç biliyorum.

TED gibi konuş

Summer School ekibi olarak ikinci eğitimimiz Ted Gibi Konuş etkinliğiydi. Adından da anlaşılacağı üzere bu eğitimde sunum yapma tekniklerini öğrendik. Bir gün boyunca süren etkinliğin ertesi gününde de ufak bir kitleye üzerinde çalıştığımız proje üzerine bir sunum yaptık.

Bu eğitimin benim için birkaç konuda faydalı oldu. İlki nasıl etkili sunum yapılır bu konuda bilgi sahibi oldum. İkincisi topluluk önünde nasıl konuşulur onu öğrenmiş oldum. Daha önce üniversitede İngilizce hazırlık okurken iki kere İngilizce sunum yapmıştım. Ancak okul dışında İngilizce sunum yapma tecrübem olmamıştı. Dolayısıyla bu eğitim sayesinde artık bu tecrübeye de sahip olmuş oldum. Ayrıca sunum yapma konusunda benim açımdan en önemli dersi, ne olursa olsun asla anlatacağım şeyleri kağıda yazmamayı, öğrendim. Anlatılacakların tamamını kağıda yazınca haliyle sürekli kağıda bakası geliyor insanın ve sunum bütün etkisini kaybediyor.

Off-site etkinliği

Ekip büyük olunca ekip arası iletişimi sıkı tutabilmek adına bazı etkinlikler düzenleniyormuş. Üçüncü haftamdan sonra birlikte çalıştığım Growth ekibi şehir merkezinin dışında bir gece konaklamalı bir etkinlik düzenleyeceğini öğrendim. Böyle bir etkinliğe beni de davet etmeleri çok hoşuma gitti. Pazartesi günü iş çıkışı ekipçe otobüse binip konaklayacağımız yere gittik. Konaklayacağımız ev/otel 200 yaşında kocaman bir evdi. İlk gece birlikte barbekü yapıp biralarımızı içtikten sonra Game of Thrones’un yeni bölümünü izlemek isteyenlerle birlikte yeni bölümü izledik. Ardından gece yarısına kadar sohbet ettik ve sonra herkes odasına çıktı.

offsite

Ertesi sabah birlikte kahvaltı ettikten sonra yağmur altında orman yürüyüşüne çıktık. Yürüyüş diyorum ama aslında bir tür ekip oyunu. Tüm ekip 3 farklı ekibe bölündü ve daha sonra her ekibe diğer ekibin haritası, cep telefonu ve pusula verildi. Ardından ekipler yola çıktı ve her ekip diğer ekibi arayarak harita ve pusula yardımıyla yol tarif etti.

Bulunduğumuz orman inanılmaz güzeldi. Sürekli yağmur yağmasına rağmen kimse şikayet etmeden birlikte yürüyüp, yol tarifini diğer ekipten alarak hedefe ulaşmaya çalıştık. Hedefe ulaştıktan sonra hep birlikte tekne yapıp, gölde gezmek planlanmıştı ancak yağmur hızlanınca vazgeçip eve geri döndük. Herkes sırılsıklamdı ama bir kişinin bile şikayetçi olduğunu görmedim. Herkes gayet keyif almıştı, en çok da ben.

Team Event

Her çalışanın her çeyrek döneminde belirli bir miktar takım etkinliği için bütçesi bulunuyor. Bu bütçe dahilinde ekipçe birlikte bir şeyler yapıyorsunuz. Biz de bu bütçeyi odadan kaçış oyunu olarak bilinen bir oyunu oynayarak harcadık. Oyunda sizi bir senaryo dahilinde hazırlanmış bir odaya koyuyorlar ve siz de oradaki ipuçlarını bularak odadan kaçmaya çalışıyorsunuz. Gayet eğlenceli bir oyun diyebilirim.

Oyunun ardından da birlikte bir restorana gidip oturduk. Açıkcası oyundan çok burada geçirdiğimiz zaman benim daha çok hoşuma gitti. Gece 1’e kadar hep birlikte sohbet ettik. Gülmekten çeneme ağrılar girdi. Takımın birbirini tanıması ve kaynaşması açısından çok güzel düşünülmüş bir yöntem olduğunu düşünüyorum.

Kapanış

Yazıyı ilk haftalarımdan itibaren yazmaya başladım ve sürekli eklemeler yaptım. Kapanışı da son birkaç haftam kala yazıyorum. Öncelikle şunu söylemek istiyorum ki, staj deneyimim tamamen beklentilerimi aştı. 3 aylık süre zarfında hiçbir sıkıntı yaşamadım. Herkes çok sıcak kanlıydı, ekip arkadaşlarımdan tutun da üst düzey yöneticilere kadar. Bu süre zarfında sürekli geribildirim aldım ve bunların hepsi de olumluydu. Sadece iş hakkında değil, birçok konuda kendilerinden çok şey öğrendim. 3 aylık bu süre sanırım hayatımın en önemli kırılma noktalarından birisi olacaktır. Bu harika ortamı ve harika insanları kesinlikle özleyeceğim.

(Yazıda çok fazla fotoğraf paylaşmama nedenim Almanya’da kişisel hayata çok fazla saygı gösterilmesi. Eğer bir fotoğrafı paylaşmak istiyorsam o fotoğraftaki herkesten izin almam gerekiyor. Bu konuyla uğraşıp yazıyı daha fazla geciktirmek istemediğimden sadece birkaç fotoğraf paylaştım.)

© 2017 by Mert Bulan. Tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeden yazılar kopyalanamaz.