Mert Bulan

Hamburg (ve Berlin) Notlarım - Bölüm 5

| okuma süresi: 3 dk

Son yazının üstünden 2 haftadan fazla geçmiş. Buradayken zaman yavaş geçsin doya doya yaşayayım diyorum ama elden gelen bir şey yok. Bu süre zarfında ben de zamanımı olabildiğince dolu dolu yaşamaya çalışıyorum. Geçtiğimiz hafta sonu Berlin’e gittim bu yazımda Hamburg’a ilaveten Berlin’e ait notlarımı da paylaşacağım.

Bisiklet

Hamburg’taki bisiklet yollarından daha önce bahsetmiştim. Bu sefer bisiklet deneyiminden bahsetmek istiyorum. Hamburg’ta StadtRAD isimli bir bisiklet kiralama servisi var. Neredeyse her yerde bulabileceğiniz bisiklet istasyonlarından bisiklet kiralayabiliyorsunuz. Yapmanız gereken tek şey mobil uygulamasını telefonunuza yüklemeniz. Daha sonra kredi kartı ya da banka hesap numaranızı vererek kayıt oluyorsunuz. Ardından herhangi bir bisiklet istasyonuna gidip, almak istediğiniz bisikletin numarasını uygulamaya girip kiralıyorsunuz. İlk yarım saat ücretsiz olmak üzere yarım saatten sonrası için dakika başına 6 cent ödüyorsunuz.

Bir tanesi bir saatlik olmak üzere birkaç sefer bisikletle gezintiye çıktım. Amsterdam’ı henüz görmedim, bisiklet yollarıyla çok fazla anılıyor ancak Hamburg’un da hakkının verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Gerçekten gerek şehir merkezinde gerekse de şehir merkezinden uzak alanlarda çok güzel bisiklet yolları var. Arabaların bile giremediği doğayla başbaşa kalabileceğiniz çok güzel bisiklet rotaları bulunuyor.

Restoran

Hamburg’taki restoranların en güzel yanı ucuz olmalarının yanında (ben her ne kadar ucuz desem de bazı Alman arkadaşlarım pahalı olduğunu söylüyor) her kesimden insanın aynı yerde yemek yiyebilmesi. İtalyan restoranında beyaz yaka diyebileceğimiz sınıftan insanlar yemek yiyebiliyorken, mavi yakalı sınıfından olan insanların da orada yemek yiyebilmesi açıkçası çok hoşuma gitti. İnsanların bu şekilde birlikte yemek yiyebilmesi bu sınırı tamamen ortadan kaldırıyor benim gözümde.

Burada dikkatimi çeken bir diğer şey ise yemek yerken garsonların sürekli yanınıza gelip, her şey yolunda mı ya da beğendiniz mi gibi sorular sorması. Gerçekten çok içten bir şekilde soruyorlar ve düşüncelerinizi duymak istiyorlar.

Şehirlerarası Otobüs

Almanya’ya gelmişken Berlin’i de göreyim dedim. Flixbus isimli otobüs firmasından biletleri aldıktan sonra arkadaşımla yola çıktık. Firmanın uygulamasını indirip, bilet numaranızı ve adınızı girerek uygulamadan biletinizi görüntüleyebiliyorsunuz. Yine uygulama içerisinden QR kod aracılığıyla otobüse binerken sadece bu kodu okutmanız yeterli. Buraya kadar her şey çok güzel görünüyor. Ancak her şey bu kadar güzel değil maalesef. Öncelikle otobüste koltuk numarası bulunmuyor. Baya normal belediye otobüsüne biner gibi binip istediğiniz yere oturuyorsunuz. Bu durum binerken biraz sıkıntı yaşanmasına sebep oluyor. Yolculuk sırasında otobüste herhangi bir muavin bulunmuyor. Dolayısıyla size herhangi bir şey de ikram edilmiyor ancak isterseniz otobüs şoföründen atıştırmalık bir şey alabiliyorsunuz. Çoğu kişi otobüse binerken yanına içecek ve yiyecek bir şey alıyor. Biz de bir şeyler alıp öyle bindik otobüse. Ayrıca otobüste WiFi vardı ancak kullanım 150MB ile sınırlandırılmıştı.

3 saatlik yolculuğun ardından Hamburg’tan Berlin’e vardık. Otobüste tuvalet olduğundan mola vermeden gittik ki zaten yol üstünde mola verilebilecek bir mekan da göremedim. Yol boyunca her taraf yemyeşildi. Tarım arazileri ve ceylanların yanında bolca rüzgar tribünü ve güneş paneli tarlası gördüm.

Berlin

Bu zamana kadar Berlin’i ben de çok fazla duydum. Sonuçta Almanya gibi gelişmiş bir ülkenin başkenti. Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim. İki günlük gezi ne kadar yeterli bunu söylemek için bilmiyorum ama (2 günde toplam 35km’den fazla yürüdük) Berlin’i Hamburg kadar sevemedim.

Otobüsle geldiyseniz Berlin sizi pek de hoş karşılamıyor. Gerçekten kötü diyebileceğim bir otobüs terminaline sahip. Gaziantep’teki otobüs terminali bile daha iyidir. Otobüsün ardından trenle merkeze seyahat ettim. Maalesef trenler de sizi pek hoş karşılamıyor. Trende uyuyan evsizler mi dersiniz, burnunuzun direğini koparan sidik kokusu mu dersiniz, yüksek sesle konuşan insanlar mı dersiniz ne ararsanız var. Hamburg’ta toplu taşıma inanılmaz derecede sessiz oluyor. Çok rahat bir şekilde yolculuk boyunca kitap okuyabiliyorsunuz. Bu arada şunu da belirtmek isterim metroda internete LTE hızında bağlanabiliyorsunuz.

Merkezde önemli bazı yerleri gezme şansım oldu. Ancak buralar da turistlerden geçilmiyordu. İnanılmaz bir kalabalık vardı. Brandenburg Kapısı’nın önünde yer alan cadde inanılmazdı. Sanırım hayatımda o kadar geniş bir cadde görmedim. 5 gidiş, 5 de geliş olmak üzere toplam 10 şeritli bir yol. Biraz yavaş yürürseniz yaya yolundan bir seferde karşıdan karşıya geçmeniz zor gibi. Bunun gibi Berlin’in neredeyse her yerinde yollar ve kaldırımlar çok ama çok geniş. Sony Center ve çevresi şeklinde tarif edebileceğim kısımlarda yan yana oldukça yüksek binalar bulunuyor. Buralarda Hamburg’ta olduğu gibi çok fazla ağaç görmek mümkün değil ama Berlin’in geneli de Hamburg gibi oldukça yeşil. İstanbul ve İzmir’den daha fazla yeşil alan görebiliyorsunuz şehir içerisinde. Beni en çok şaşırtan şey ise şehir merkezinde turistleri gezdiren at arabalarıydı. Böyle bir şeye nasıl izin vermişler aklım almıyor. Caddenin ortasındaki at dışkısını görünce kendimi bir an İzmir’deki Kordon’da hissettim.

Gitmeden önce ofisteki arkadaşlarım Doğu Berlin’den söz etmişlerdi ama gözümde canlandıramamıştım. Gidip görünce anladım. Herhalde Berlin’in en kötü tarafı diyebilirim. Öğle vakti yolda yürürken yanınıza yaklaşıp uyuşturucu satmak isteyen insanlar görebiliyorsunuz. Tıpkı Türkiye’deki gibi çok fazla inşaat alanı var ve açıkcası sokakları da çok temiz bulduğumu söyleyemem.

(Bu arada sokaklardan bahsetmişken araya da bir not düşeyim. Berlin ve Hamburg’un geneli çok temiz. Yerde görebileceğiniz tek şey sigara izmariti oluyor.)

Berlin’de Hamburg’taki gibi bisiklet yolları da var ancak şehre iyi bir şekilde adapte edilmediğini düşünüyorum. Kaldığım yerde restoran ve barlar olduğundan ve neredeyse sabaha kadar ses geldiğinden sanırım Berlin’deki gece hayatının tatmin edici olduğunu söyleyebilirim. Bununla birlikte Hamburg’ta ağırlıklı olarak yaşlı nüfus görmeme rağmen Berlin’de oldukça genç bir nüfus var. Bu nüfusun büyük bir kısmını da Türkler başta olmak üzere göçmenler oluşturuyor diyebilirim.

Özetle söyleyecek olursam gezmek, alışveriş yapmak, eğlenmek istiyorsanız sanırım Berlin iyi bir alternatif. Diğer yandan sessiz sakin ve doğayla iç içe bir hayat yaşamak istiyorsanız da Hamburg daha güzel diyebilirim sanırım. Ben tercihimi Hamburg’tan yana yapıyorum. :) Berlin bana nedense daha çok İstanbul’u hatırlattı ve açıkcası İstanbul ile ilgili düşüncelerimin pek de iyi olduğunu söyleyemem.

Berlin’de çektiğim fotoğrafların bazılarına şuradan ulaşabilirsiniz: http://500px.com/mertbulan

© 2017 by Mert Bulan. Tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeden yazılar kopyalanamaz.