Mert Bulan

Sürdürülebilirlik gerçekten “Başka Bir Şey”

| okuma süresi: 2 dk

Sürekli yeni fikirler üzerine çalışmak harika bir şey ama bu durum ne kadar sürdürülebilir?

Başka Bir Şey isimli YouTube kanalını takip ediyor musunuz bilmiyoru ama ben sanırım yayınladıkları üçüncü bölümden itibaren kendilerini takip etmeye başladım. Kadir Köymen’in kurduğu ve kamera ekipmanları tten edelkrone firmasının “Yarın” isimli ofisinde yaşanan olayların paylaşıldığı bir kanal. Videoları izleyince gerçekten heyecanlanıyorsunuz, özellikle benim gibi sürekli bir şey üretmek isteyen biriyseniz. Videolarda da gördüğünüz gibi birileri gerçekten yeni bir şeyler üretmek ve bir sorunu çözmek için çabalıyor. Bu her halde hayatta yapılabilecek en harika şey.

Videoları ilk izlediğim zaman aklıma anında sürdürülebilirlik konusu takıldı. Sürekli bir şeyler üretmek için çalışmak, farklı farklı fikirler düşünmek, prototip üretmek gerçekten harika bir şey ama bu ne kadar sürdürülebilir? Anladığım kadarıyla Kadir Köymen gerçekten büyük risk almış ve fikirlere yatırım yapmayı tercih etmiş. Videoda gördüğümüz kişiler sadece yeni proje üreten kişiler mi yoksa edelkrone’un hali hazırdaki çalışanları mı (yani şuan edelkrone’un sattığı ekipmanları üreten kişiler mi?) bilmiyorum. Hali hazırdaki çalışanlar ise zamanlarının ne kadarını yeni şeylere ne kadarını edelkrone’un işlerine harcıyorlar onu da bilmiyorum. Ama tüm masrafların edelkrone markasıyla satılan kamera ekipmanlarından gelen paralardan karşılandığını tahmin edebiliyorum. Bu durumda yaptıkları işin sürdürülebilir olması için en kısa zamanda bu kişilerin insanların satın almak isteyeceği ürünler üretmesi gerektiği sonucuna varıyorum. Aksi takdirde kanalı takip eden herkesi hüzünlü bir son bekleyecektir.

Daha önce buna benzer bir yerde birkaç ay zaman geçirme şansım olmuştu. Tıpkı Yarın ofisindeki gibi zaman geçirdiğim şirketin amacı yeni ve farklı şeyler üretmek. Ortam gerçekten harikaydı, ofiste çok rahattınız, her dakika beyin fırtınası yapıyordunuz. Hali hazırda üzerinde çalışılan birkaç ürün de vardı. Hatta çok az da olsa gelir de elde etmeye başarmışlardı. Ancak birkaç ay sonra önce ofisi kapatıp küçülmeye gittiler sonra da çalışanların birçoğu ayrıldı. Nedeni tabii ki sürdürülebilir olmamasıydı. Yani basit hesapla giderin gelirden fazla olmasıydı. Hem de çok fazla. Başlangıçta bu durum göz önüne alınıp girilmişti bu işe. Para yakmak gerekiyordu ancak geçen süre zarfında elle tutulabilir ve şirketi döndürecek bir ürün üretilmeyince hayaller suya düştü.

Aslında benzer şey geçtiğimiz aylarda TazeDirekt’in kapanmasıyla da yaşandı. 35 milyon dolar yatırım yapılan iş sürdürülebilir olmadığından dolayı bir gece ansızın kapandı. Aynı şey edelkrone’un başına gelir mi bilmiyorum, umarım gelmez ancak ben nedense bir şeyler başarmak için risk alınması gerektiğini düşünüyorum. Çok büyük riskler. Hasan Aslanoba, TazeDirekt’e 35 milyon dolar yatırarak risk aldı ama çalışanlar bu riski aldı mı? Ya da çalışanlar işi ne kadar benimsedi? Webrazzi’dekiyorumunda Aslanoba, üst yönetimden dem vurmuştu. Performans sorunları yaşadık demişti. İşte bahsettiğim sorun da bu, Aslanoba risk alıyorsa çalışanların büyük bir kısmı da risk alabilmeli. Öteki türlü bir çalışanlar için bu şirketin herhangi bir şirketten farkı kalmaz. Bugün işten çıktı mı, sorun değil, yarın başka bir işe başvurur. İşte bu düşünceye sahip olan insanlarla büyük işler başarmak bence zor. Şirketi ya da fikri benimseyen hatta daha doğru tabirleri çalıştığı yeri babasının şirketiymiş gibi gören kişilere ihtiyaç var. Böyle olunca herkes risk alır, risk katsayısı yükseldikçe ortaya çıkan iş daha iyi olur. Çünkü işin bir kısmı kötü olursa herkes kaybeder. Haliyle iş her açıdan mükemmel olmak zorunda. Herkes de bunun için çabalar.

Blogumdaki yazılarda çok fazla Apple’a değiniyorum, farkındayım. Ama Apple’ın kuruluş yıllarına bakarsanız risk alan iki genç görürsünüz. Bir tanesi Volkswagen aracını, bir tanesi en sevdiği hesap makinesini satıyor üstüne üstlük zamanının en gözde şirketlerinden birindeki işinden ayrılıyor. Yani risk alıyorlar. Sadece bir tanesi değil, ikisi birden. Sonucunu hepimiz görüyoruz.

Siz gerçekten inandığınız fikir için sahip olduğunuz şeyleri gözden çıkartabilir misiniz? Arabanızı satıp işe metrobüsle gitmeyi göze alabilir misiniz? edelkrone’daki çalışanlar Kadir Köymen’in aldığı kadar risk alıyorlar mı? Bilmiyorum, umarım alıyorlardır. Tek bildiğim şey bir şeyler başarabilmek için kesinlikle risk almak gerektiği. Bir kişinin değil, ekipteki herkesin.

© 2017 by Mert Bulan. Tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeden yazılar kopyalanamaz.