Mert Bulan

Nasıl kitap okuma alışkanlığı edindim?

| okuma süresi: 2 dk

Bundan 4-5 yıl önce neredeyse hiç kitap okumuyordum. Bazı gerçekler kitap okumak zorunda olduğumu fark etmemi sağladı. Bu yazıda işte bu gerçeklerden bahsedeceğim.

İlkokula gittiğim zamanlarda sınıftan birisinin doğum günü olursa ona kitap hediye edilirdi. O zamanlar Jules Verne ve Robinson Crusoe’la tanışmıştım. Ancak daha ileriye gidemedim. Lise dönemlerimdeyken şu gerçeği fark ettim; lisede benim gibi bir sürü insan var ve ben bu insanlarla aynı eğitimi alıyorum. Dolayısıyla aldığımız eğitim konusunda hepimiz birebir aynıyız. Bu yüzden diğer insanlardan farklılaşmak için kitap okumak zorunda olduğum gerçeği kafama dank etti.

O zamanlarda bir de M. Serdar Kuzuloğlu diye biriyle internette karşılaşmıştım. Teknosohbet isimli bir program yapıyordu. Kendisini daha yakından takip etmeye ve blogunu okumaya başladım. Ardından fark ettim ki kendisinin neredeyse hiçbir eğitimi bulunmuyordu. Lisede pek iyi bir okul kariyeri olmamış, bununla birlikte üniversite de okumamış. Ancak kendisi şuanda da olduğu gibi birçok büyük şirketin üst düzey çalışanlarına sunumlar yapıyor ve üniversite yüksek lisans öğrencilerine ders veriyordu. Nasıl oradan buraya geldiği konusunu araştırırken karşıma yine kitaplar çıktı. Çünkü Serdar Kuzuloğlu tam bir kitap kurduydu. İnanılmaz derecede fazla kitap okuyordu. İşte o zaman bir gerçeği daha fark ettim, okulda öğretilenler olmasa bile kitap okuyarak da gerçekten önemli yerlere gelmek mümkün. Bu gerçeği de fark edince artık kesinlikle kitap okumak zorunda olduğumu düşünmeye başlayıp ilgimi çeken kitapları okumaya başladım ve o gün bugündür düzenli olarak kitap okuyorum.

Türkiyede kitap okuyan ufak da olsa bir kitle var. Ancak yaptığım gözlemlere göre bu kitle daha çok edebiyat ağırlıklı kitaplar okuyor. Özellikle öyle bir kitle var ki din ve aşk konulu kitapları inanılmaz derecede fazla okuyor. Edebiyatla aramda bir problem yok ama ne zaman aşk konulu kitaplar görsem sinirlenmeden edemiyorum. Çünkü insanlar bu türde kitaplar okuyunca, yayıncılar da daha fazla bu tür kitaplardan yayınlıyorlar. (Bir insan kendi aşk hikayesini yaşamak yerine neden başkasının yaşadığı bir aşk hikayesini okur ve onunki gibi bir aşk hikayesi yaşamayı hayal eder ki? Gerçekten anlamış değilim.) Ben ise daha çok bilgi ağırlıklı, teknik, araştırma, iş hayatı ve bilimsel kitapların yayınlanması taraftarıyım. Bugün D&R’ın sitesinde Bilim kategorisine baktığınız 2.450 adet kitapla karşılaşıyorsunuz. Amazon’dan Bilim kategorisine baktığınızda ise 1.5 milyon kitap görüyorsunuz. Tabii İngilizce evrensel bir dil olduğundan bu kadar çok kitabın olması normal ancak Türkiye’de bu kadar az bilim ağırlıklı kitap olması bence büyük bir problem. Bunun yanında yeni yayınlanan yabancı bir kitabın 1-2 yıl sonra Türkçe’ye çevrilmesi ise başlı başına devasa bir sorun.

Ben ağırlık olarak bilgi ağırlıklı, bir şeyler öğrenebileceğim kitaplar okumaya çalışıyorum. Tabii bunun yanında iki üç kitap okuduktan sonra araya bir edebi eser sıkıştırmayı ihmal etmiyorum.  Zaten edebi kitaplarda bir olay örgüsü olduğundan dolayı çok hızlı bir şekilde okumak mümkün. 300-400 sayfalık bir roman 2-3 günde bitebiliyor. Bilgi ağırlıklı kitaplarda ise bu süre biraz daha uzayabiliyor. (yavaş okumak ve anlatılanları iyi anlamak gerekiyor)

Eminim bazı kişiler okuduğum kitapları nereden bulduğumu merak ediyordur. Ben daha çok Twitter aracılığıyla takip ettiğim kişilerin okuduğu ve tavsiye ettiği kitaplara göz atıyorum. Ardından o kitap ilgimi çekerse, okunacaklar listeme ekliyorum. Zaten bilgi ağırlıklı kitaplarda sürekli başka kitaplara referanslar oluyor. Bu sayede okuduğum kitap sayesinde başka kitaplardan da haberim oluyor. Bir de beğendiğim bir yazar varsa, onun diğer kitaplarını da okumaya çalışıyorum. Bu sayede okunacaklar listemde sürekli kitap bulunuyor. Size de bu şekilde yapmanızı tavsiye ederim. Ancak kesinlikle okumak istemediğiniz kitapları zorlayarak okumaya çalışmayın, bu şekilde kitap okuma alışkanlığı edinmeniz zorlaşabilir. Onun yerine gerçekten ilginizi çeken konulardaki kitapları okumaya gayret gösterin.

Son olarak kitap konusunda değinmek istediğim bir konu ise fiyatları. Ortalama bir kitap genelde 20 TL’den satılıyor ve bunun %8’ini de vergi oluşturuyor. Bir kitaptan neden vergi alınır hala anlamış değilim ama dini kitaplardan alınan verginin %1 olması da tartışılması gereken bir konu bence. Vergi indirimi olur mu bilmem ama Türkiye’de daha çok insan kitap okursa bu fiyatlar da ona paralel olarak düşme eğilimine girebilir.

© 2017 by Mert Bulan. Tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeden yazılar kopyalanamaz.