Mert Bulan

Bir tek dileğim var: Gerçeklerle yüzleşmek

| okuma süresi: 3 dk

Sıkı bir takipçisi olduğum M. Serdar Kuzuloğlu geçtiğimiz günlerde 6 soruluk bir anket paylaştı. Kendisi bugün yayınlamış olduğu blog yazısında ise bu anketin (bana göre) oldukça ilginç cevaplarını paylaştı.

Anketin cevaplarının ilginç olduğunu düşünüyorum. Çünkü cevaplar bana göre gerçeği yansıtmıyor. Hayır ankette aslında hiçbir sorun yok tam tersine harika bir şekilde hazırlanmış. Sorular o kadar iyi seçilmiş ki gerçekten çoğu insanın hayatında düşünmediği şeyleri düşünmesini sağlamış. Hatta bazı kişiler düşünemeyip cevap kısmına “Zor soru” yazmayı tercih etmiş. Sorular tam olarak şöyle;

  • Türkiye’de mi yaşıyorsunuz?
  • Hayattan en büyük beklentiniz ne?
  • Hayattaki en büyük başarınız ne?
  • Hayattaki en büyük hayal kırıklığınız ne?
  • Genel anlamda mutlu musunuz?
  • Geleceğiniz için umutlu musunuz?

İlk soruyu atlayıp direk ikinci sorunun cevaplarıyla ilgilenmek istiyorum. Serdar Kuzuloğlu, değerlendirme açısından ankette bu sorunun yani “Hayattan en büyük beklentiniz ne?” sorunun cevabını tek kelime olarak istemişti. Gelen cevaplara baktığımda ise Huzur’u görünce şaşırmadım desem yalan olur. Çünkü insanların gerçekten böyle bir dünyada huzurlu olabileceklerini düşünmesi çok garip. Bu dünyada kim olursanız olun (bence) huzurlu olmanız mümkün değil. Beyniniz çalıştıkça ve düşünmeye devam ettiğiniz sürece huzur tam olarak imkansızın ta kendisidir. Genelde çoğu kişi huzurlu olmanın yolunun paradan geçtiğine inanır. Bunu biraz açalım; madem huzurlu olmak paradan geçiyor o zaman neden birçok zengin insan zenginliğini belli eden fotoğraflarını Instagram’da paylaşma ihtiyacı duyuyor? Aslında o kişi huzurlu falan değil. Para kendisini tatmin edince haliyle başka bir şeye yani insanlar tarafından takdir edilmeye ya da diğer insanlara hava atma ihtiyacı doğuyor. Diyelim ki huzur paradan değil de başarıdan geliyor. Peki neden başarılı insanlar sürekli yeni bir şeyler yapmak için çabalıyor? Steve Jobs, iPhone’u tanıtıp büyük bir başarıya sahip olduktan sonra iPad’le neden uğraşmak istemiş olabilir? Ya da Elon Musk, Paypal’ı satıp cebine milyonlarca dolar atıp büyük bir başarıya sahip olmuşken neden tekrar parasını riske atıp SpaceX ve Tesla Motors’u kurmuş olabilir? Bu demek oluyor ki huzur başarıdan da geçmiyor. Aslında huzur dediğimiz şeyin yolu dopamin hormonundan geçiyor.

Beynin birkaç bölgesinden salgılanabilen dopamin duygularınızı, hareketlerinizi, haz hissini ve acıyı etkileyen bir kimyasaldır. Dopaminle ilgili bilinmesi gereken en önemli nokta haz alma hissi sırasında salgılanmasıdır. Yani tatlı bir şey yediğinizde ya da cinsel ilişki sırasında bu hormon salgılanır. Bu durumda beyin kişiyi haz duyabileceği şeyleri aramaya iter, yani o ödülü (hazzı) tekrar tatmak ister.

Kısacası bu hormon bir nevi sizi bir zevk döngüsüne sokuyor. Böyle bir döngüden kurtulmak biyolojik açıdan mümkün olmayacağına göre haliyle huzurlu olmak da mümkün olmayacak. Kim olursanız olun her zaman daha fazlasını isteyeceksiniz ve bu yüzden de huzurlu olamayacaksınız. Eğer gerçekten hayattan böyle bir beklentiniz varsa o beklentinizi hayatınızın sonuna saklayın. Çünkü mutlak huzur bana göre ölümde.

Bir sonraki soru olan “Hayattaki en büyük başarınız ne?” sorusunun cevapları ise yüzümde bir tebessüm oluşmasına neden oldu. Çünkü cevaplara şöyle bir göz gezdirdiğimde iki cevabın en çok yazıldığını fark ettim. Bunlardan bir tanesi “Çocuk sahibi olmak”, diğeri ise “Üniversite kazanmak”.

Önce ilki ile başlamak istiyorum. Çocuk sahibi olmak aslında kısmen bir başarıdır ama bu başarı sizin değil de daha çok yumurtalığa ulaşan spermin başarısıdır. Çünkü o milyonlarca sperm arasından yumurtalığa ulaşmayı başaran tek spermdir. Diğer yandan gerçek hayatta başarı diye tanımladığımız şeye baktığımızda bana göre çocuk yapmak herhangi bir başarı niteliği taşımıyor. Çünkü şuan dünyada 7 milyar insan yaşıyor. Bu insanların oluşmasında en az 14 milyar insan görev almıştır. Bu durumda bu cevabı verenlere göre en az 14 milyar başarılı insan var demektir. Gerçekte başarı diye tanımladığımız şey bu kadar basit bir şey mi? Ay’a ayak basıldığında bunu insanlık için büyük bir başarı olarak kabul ediyorken, çocuk yapmak kadar doğal ve basit bir şeyi (hatta diğer canlıların da yapabildiği bir şeyi) neden başarı olarak kabul ediyoruz. Açıkçası bu tarz cevap veren insanların hayattaki beklentilerinin çok düşük olduğuna ve hayatta gerçekten anlamlı diyebileceğimiz bir amaçlarının olmadığına inanıyorum. Bence bu cevabı veren insanlar gerçek hayatta hiçbir başarısı olmayan insanlar. Bu gerçekle yüzleşip hiçbir başarım yok demek yerine çocuk yapmak yazarak kendisini bir konuda başarılı olarak düşünmek istiyorlar.

Diğer cevap olan “Üniversite kazanmak” ise bir diğer gerçekle yüzleşememe durumu. Şöyle ki; bu ülkede yaşayan çoğu insan Türkiye’deki üniversite eğitiminin ne kadar kötü olduğu konusunda hem fikir. Hatta eminim bu cevabı yazanlar arasında bile üniversite eğitimini ve üniversite sınavını eleştirenler vardır. Peki madem bu kadar eleştiriye açık bir konu bu üniversiteler, nasıl oluyor da onu kazanmak bir başarı oluyor? Hem de Türkiye’de dünya çapındaki üniversiteler arasında ilk yüzde sadece 1 (bir) tane üniversite varken. Aslında bu durum toplumun üniversite okumayı bir başarı olarak görmesinden kaynaklanıyor. Kişi de haliyle üniversite kazanınca başarılı olduğunu düşünüyor. (Halbuki şuanda milyonlarca üniversite öğrencisi var.)

Bir diğer soru olan “Hayattaki en büyük hayal kırıklığınız ne?” sorusuna gelen cevaplara göz gezdirdiğimde ise çoğunlukla ilişkiler üzerine yazılmış cevaplar gördüm. (Eşim, sevgilim vs. gibi) Gerçekten hayal kırıklıkları bu kadar basit şeyler üzerine mi kurulu? Bana nedense bu duygusal hayal kırıklıkları çok basit ve herkesin yaşayabileceği şeyler olarak görünüyor. İlkokulda bile eminim herkesin sevdiği bir kız olmuş ve bu kız da muhtemelen başka bir çocuğu sevmiştir. Peki bu ve buna benzer duygusal şeyler gerçekten bir hayal kırıklığı mıdır? Ben mesela alerjilerin tedavisinin olmadığını öğrendiğimde (alerjik rinit hastasıyım) büyük bir hayal kırıklığına uğramıştım. Dünyada hala milyonlarca susuz insan olduğunu öğrendiğimde hayal kırıklığına uğramıştım. Okyanusların dibinin, Amazon ormanının derinliklerinin henüz keşfedilmediğini öğrendiğimde hayal kırıklığına uğramıştım. Yani sevgilimin beni terk etmesi ya da aldatmasının yanında bu hayal kırıklıkları açıkçası bana çok daha büyük görünüyor. Çünkü soruda zaten yaşadığınız en son hayal kırıklığı gibi bir şey yerine hayattaki en büyük hayal kırıklığınız diyor. Yani gerçekten hayattaki en büyük hayal kırıklığınız sevgilinizin sizden ayrılması ise ben buraya bir adet derdini sikeyim butonu koymak isterim.

Açıkçası Serdar Kuzuloğlu’nun böyle bir anket yapması çok hoşuma gitti. Çünkü bu sayede (tekrardan) insanların gerçeklerle yüzleşmediğini bir kez daha gördüm. Zaten kendisi de blogunda cevapların çelişkili olduğuna değinmiş. Bir insan doğru söylüyorsa cevaplarında hiçbir çelişki bulamazsınız. Eğer yalan söylüyorsa o cevaplarda kesinlikle bir yanlışlık var demektir. Umarım ilerde buna benzer anketler yapmaya devam eder. Ankette verilen cevaplara ilişkim benim yorumum tam olarak bu şekilde.

Ankette verilen tüm yanıtlara buradan ulaşabilirsiniz.

© 2017 by Mert Bulan. Tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeden yazılar kopyalanamaz.