Mert Bulan

Yazılım alanında Türkiye'de ve yurtdışında nasıl staj bulunur?

| okuma süresi: 7 dk

Bir üniversite öğrencisinin kariyerini şekillendirecek en önemli şeylerden bir tanesi bana göre stajdır. Eğer bu öğrenci bilgisayar ile ilgili bir bölümde okuyorsa staj çok daha önemli bir konuma sahip oluyor. Tabii ki yazılımla ilgili hemen hemen her şey aslında internette var ve kişi isterse bunların hepsini kendi başına öğrenebilir. Ancak bu kişi kendisi bir proje geliştirip, bunu alıp kullanacak birisini bulamadığı sürece yazılım geliştirmenin aslında asıl amacı olan yazılımın insanla etkişileşimi tecrübesinden mahrum kalacaktır. Çünkü kod hiçbir zaman bilgisayarda durduğu gibi durmaz. Geliştiricisi dışında bir insanla etkileşime girdiği anda her an her şey olabilir.

Şuanda 4. sınıf Bilgisayar Bilimleri öğrenci olarak bir tanesi 2. sınıfın sonunda İstanbul’da Protel isimli bir firmada, diğeri ise 3. sınıfın sonunda yani geçtiğimiz yaz Hamburg, Almanya’da XING isimli firmada olmak üzere 2 farklı staj tecrübem oldu. Her iki stajda da inanılmaz tecrübeler edindim, bir sürü insanla tanıştım, daha önce hiç bilmediğim şeyler öğrendim hatta ve hatta hayata bakış açımda önemli değişiklikler bile oldu. Bu deneyimlerin tamamını düşününce aslında herkesin benzer deneyimleri yaşaması gerektiğini düşünmeye başladım. Bunun için de staj yapmak isteyip de bunu nasıl yapacağını bilmeyen arkadaşlara yol göstermesi açısından detaylı bir blog yazısı yazmak istedim.

CV hazırlama

CV hazırlamak aslında bir üniversite öğrencisi için en sıkıcı anlardan bir tanesi olabilir. Genel olarak düşünüldüğünde bir üniversite öğrencisinin aslında CV’sine yazabileceği çok da bir şey yoktur. Örneğin bilgisayar ile ilgili bir bölüm okuyan herhangi bir üniversite öğrencisinin CV’si şunlardan oluşacaktır: mezun olduğu lise, şu anda okuduğu üniversite ve bölüm, eğer iyi ise not ortalaması, okulda gördüğü programlama dilleri, sertifikalar, dahil olduğu bir kulüp varsa onun adı, İngilizce seviyesi. Neredeyse bütün üniversite öğrencilerinin 2 ya da 3. sınıfta hazırlayacağı CV’si bu bilgilerden oluşacağından dolayı aslında işveren gözünde tüm öğrenciler birbiriyle aynı olacaktır. Bu nedenle kendileri bir şekilde filrelemeye gidecektir. Yani daha değerlendirme aşamasının İnsan Kaynakları seviyesinde elenme ihtimaliniz olacaktır. Bu filtreleme bazen üniversite adı ile olacaktır. Eğer Türkiye’nin (sözde) iyi üniversitelerinden mezun değilseniz eleneceksinizdir. Not ortalamanız diğerlerinden düşükse eleneceksinizdir. Herhangi bir kulübe üye olmadığınızdan dolayı eleyecek yerler bile olabilir. İşte bu nedenle yazılımcı olmanın avantajını kullanarak işverene sürekli gördüklerinden daha farklı şeyler göstererek daha bu ilk aşamadaki filtrelemeden sıyrılabilirsiniz. Peki bunu nasıl yapacaksınız?

Öncelikle CV’nizi sertifikalarla doldurmaktan vazgeçin. Sertifika sahibi olmak özellikle de yazılım dünyasında hiç ama hiçbir şey ifade etmiyor. Çünkü önemli olan o sertifikayı almak değil, aldığınız eğitim sonrasında oradan öğrendiklerinizle ne yaptığınızdır. Ben bugün dünyanın en iyi bilgisayar bilimcilerinden yapay zeka eğitimi alsam bunu da gidip CV’ye eklesem hiçbir şey ifade etmez. Ama onlardan öğrendiklerimle bir şeyler yaparsam işte o zaman yapay zeka konusu hakkında bir şey bildiğimi gösterebilirim. Dolayısıyla sertifika almak için uğraşmak yerine verilen eğitimdeki şeyi öğrenip bir şeyler yapıp bunu CV’nize eklemenizin çok ama çok faydası olacaktır. Kendimden örnek vermem gerekirse, benim bu zamana kadar bir tane bile sertifikam olmadı ve dolayısıyla CV’mde sertifikalar diye bir alan yer almıyor. Bunun yerine okulda gördüğüm, sevdiğim ve başarılı olduğum derslere yer vermeyi tercih ettim. Bunun nedeni de işverenlere, bakın ben bu konuların eğitimini üniversiteden aldım, bunları bana anlatmak zorunda değilsiniz diyebilmek. (üniversitelerin sertifika veren kurumlardan daha saygın olduğunu söyleyebiliriz sanırım) Tabii bu dersleri direk oraya yazmamın tıpkı sertifikalarda olduğu gibi çok da bir faydası olmayabilir. Bu alanı desteklemek için gördüğüm derslerle ilgili bir proje yapıp bunu da açık kaynak olarak GitHub’ta paylaşıp daha sonra bu projenin kısa bir açıklamasına da CV’mde yer verdim. Bununla birlikte ortalamamı da CV’ye yazarak aslında almış olduğum dersleri ne kadar anlamış olduğumu da göstermiş oldum. Tabii bazı durumlarda dersi ne kadar iyi öğrenmiş olsanız da dersten düşük notla geçmiş olabilirsiniz, işte bu nedenle öğrenmiş olduklarınızla bir proje yapmanız ve bu projeye CV’nizde yer vermeniz çok önemli. CV’nize eklediğiniz şeyler birbirlerini destekleyebilmeli. Ortlamanız 4 ise ama bu zamana kadar herhangi bir proje yapmadıysanız, ortalaması 2 olan ama birçok proje yapmış olan birisi değerlendirme aşamasında sizden çok yüksek ihtimal önde olacaktır. Çünkü yazılım dünyası genel olarak böyledir. Gittiğiniz üniversitenin, ortalamanızın, kim olduğunuzun ya da neler bildiğinizin bir önemi yoktur, önemli olan bildilerinizle neler yaptığınızdır. Yaptıklarınız sahip olduğunuz bilginin kanıtıdır.

internship

Sertifikalara ek olarak okulda gördüğünüz programlama dillerinin tamamını CV’nize yazmaktan da vazgeçin. Birincisi, okulda verilen eğitimin kapsamı çok kısıtlı olmakla birlikte ortalama 6-7 saatlik bir Udemy eğitiminde öğrenebileceğiniz şeyler. İkincisi, siz o dilleri aslında bilmiyorsunuz sadece basit şeyler geliştirebilecek kadar fikir sahibisiniz. Çünkü bir programlama dilini bilmek için 2 dönem alacağınız ders yeterli değil, onun içine iyice dalmanız, dökümantasyonunu okumanız ve en önemlisi de o dil ile birçok proje geliştirmeniz lazım. Aslında çoğu üniversitede programlama eğitiminin iyi verilememesinin özünde de bu yer alıyor bana göre. Çünkü hocalar programlama dilini biliyorlar ancak gerçek hayatta bu programlama dilini kullanarak bitmiş bir ürün ortaya koymuş değiller. Dolayısıyla sizin programlama dili bilginiz onların bu deneyimleriyle sınırlı oluyor. Yine kendimden örnek vereyim, ben okulda Pascal, C, C++, C#, Java, PHP gibi programlama dillerini gördüm. Hepsiyle ufak çaplı şeyler de yaptım ama bunların hiçbirine CV’mde yer vermedim. Bunlar yerine Ruby, HTML, CSS ve Javascript’e yer vermeyi tercih ettim. Çünkü CV’me bakan kişi, tamam sen bu programlama dillerini biliyorsun ama ben senin bunların tamamını bildiğini nasıl anlayacağım, diye sorduğunda kendisine gösterecek bir projem vardı. Benimle daha mülakat yapmadan projeyi inceleyerek (sadece benim CV’ye yazdığım projeyle ilgili açıklamayı okuyarak bile) bunları bildiğimi görebilir. Dolayısıyla tüm bu dilleri yazmak yerine bunlardan en iyi bildiğinizi ve orta çaplı diyebileceğimiz (okulda verilen ödevlerden biraz daha kapsamlı) projeler geliştirdiğiniz dillere yer verin. Hatta şöyle söyleyim, yurtdışındaki stajımın mülakatında Skype’da görüştüğüm mühendis ile yarım saat boyunca sadece bu geliştirdiğim proje üzerine konuştuk. Staja kabul edildikten sonra çalıştığım ekipteki mühendislerden bir tanesi de bu projeyi beğendiğini bu yüzden kendi ekiplerine aldıklarını söyledi.

Hazır programlama dillerinden konu açılmışken şu konuya da değinmek istiyorum. Birçok öğrenci programlama dili seçerken hangisi daha iyi ya da bunu öğrenirsem iş bulabilir miyim gibi sorular sorup buna göre dil tercihinde bulunuyorlar ya da bir türlü karar veremiyorlar. Bana göre bu soruları sormak oldukça yanlış. Başka etkenlere göre değil, kendizine göre programlama dili tercihinde bulunun. Hangi programlama diliyle kod yazmaktan zevk alıyorsanız onu seçin. Bu sayede hem o dille daha fazla proje geliştirmeye hevesli olursunuz hem de kod yazarken mutsuz olmazsınız. Ayrıca bir programlama dilini çok iyi seviyede öğrendikten sonra diğerlerine geçiş yapmak hiç de zor bir şey değil. O yüzden iyi bir şekilde öğreneceğiniz programlama dilini sevdiğiniz programlama dilinden seçin. Hayatınızın büyük bir kısmını o programlama diliyle kod yazarak geçireceğinizi de unutmayın.

Çoğu kişinin CV’sinde yer vermeyi unuttuğu ve bence önemli konulardan bir tanesi de kısa bir tanıtım yazısı. Şöyle düşünün, sizi hiç tanımayan birisi CV’nizi eline alıp baktığında fotoğrafınız, okuduğunuz bölüm, yaptığınız projeler dışında bir şey görmeyecektir. Çok ufak bir duygusal bağ bile kurmayacaktır. Siz onun için sadece o kağıttaki bilgiler olacaksınızdır. Onun yerine CV’nizin üst kısmına şu anda ne yaptığınızı, zamanınızı harcadığınız konuları ve gelecekte yapmak istediğinizi şeyleri anlatan bir paragraflık kendinizi anlatan bir yazı yazarsanız bu yazıyı okuyan kişi sizi tıpkı gerçek hayatta tanıştığı biriymiş gibi tanıyabilir, duygusal bir bağ kurup sadece kağıt üzerinde olan birisi olmaktan ziyade zihninde bir kişilik oluşturabilir. Bu da eminim karar verme aşamasında önemli bir etkiye sahip olacaktır.

Kısaca CV hazırlama konusunu özetlemek gerekirse; öncelikle bir tane programalama dilini çok iyi öğrenin, bu programa dili ile orta çaplı projeler geliştirin, bu projeleri GitHub’da paylaşın (bu sayede Git kullanmayı bildiğinizi de göstermiş olursunuz) ve tüm bu bilgilere CV’nizde yer verin. Geliştirdiğiniz projelerin sadece adını ve GitHub linkini paylaşmayın, 2-3 cümleyle kısaca projenin ne işe yaradığını ve hangi teknolojileri kullandığınızdan bahsedin. Bunlara ek olarak kendinizi anlatan bir paragraflık bir yazı yazın.

Staj yeri bulma

Güzel bir şekilde CV’mizi hazırladıktan sonra sıra staj yeri bulmaya geliyor. Türkiye’de maalesef bazı firmalarda stajyerlere gereken önem verilmediğinden bu konuda biraz dikkatli olmanızda fayda var. O yüzden öncelikle staj yapacağınız firmayı çok ama çok iyi araştırmanız gerekiyor. Staj yapacağınız firmayı ilk olarak o çok iyi bildiğiniz programlama dili üzerinden aramaya başlayın. Örneğin Ruby biliyorsanız Ruby yazan firmalara göz atın. (rubyturkiye.org‘da Ruby yazan firmaların listesini bulabilirsiniz) Ya da Java yazıyorsanız Java bilen stajyer arayan firmalara öncelik verin. Bu sayede kabul alma şansınız daha fazla olacaktır çünkü şirketin size Java öğretmesine gerek kalmadan sadece kendi projelerinden bahsedip sizin direk projeye katkı sağlama imkanınız olacaktır.

Diğer bir önemli konu ise staj süresi. Genelde zorunlu stajlar 1-2 ay oluyor ancak size tavsiyem mümkünse tüm yazınızı staj yaparak geçirmek. Bunun nedeni hem daha fazla tecrübe edinme şansınızın olması, hem de kabul alma şansınızın daha yüksek olması. Çünkü 1 ay gibi bir sürede ekibe alışıp hemen bir şeyler yapmak çok da kolay değildir. Ama 3 ay gibi bir sürede ekibe alışıp, projeyi öğrenip daha sonra da projeye katkı sağlayabilirsiniz. Tabii zorunlu stajlarda sigortayı üniversite karşıladığından siz daha fazla çalışmak istediğinizde şirket sizin sigortanızı karşılamak istemeyebilir ama bu durumda siz kendi cebinizden karşılayarak kendinize bu iyiliği yapabilirsiniz. Ama ben eminim ki eğer ilk 1 ayda kendinizi gösterebilirseniz şirket bir şekilde sizin sigortanızı da karşılamak isteyecektir.

internship

Staj yerini bulduktan sonra yapmanız gereken şey tabii ki başvurmak ancak başvururken stajda neler yapacağınızı da sormayı unutmayın. Hangi ekiple çalışacaksınız, ekipte kimler var, ekip ne üzerine çalışıyor, siz direk gerçek bir projede mi çalışacaksınız yoksa ekipten birisi size özel bir proje verip sizin o projede mi çalışmanızı isteyecek. Bunların tamamını sorun. Özellikle son soru çok önemli. Benim tavsiyem sizin şirketin geliştirdiği ve kullanıcıları da olan projelerde çalışacağınızı söyleyen şirketleri tercih etmeniz. Çünkü gerçek bir projede çalışmak size inanılmaz tecrübeler kazandıracaktır. Ben her iki stajımda da ekibin üzerinde çalıştığı projelerde görev aldım. Bunun bana hem tecrübe olarak hem de çalışma motivasyonu açısından çok fazla katkısı oldu. Yazacağınız kodu binlerce hatta milyonlarca insanın kullanacağını bilmek yaptığınız işe dört elle sarılmanızı sağlıyor. Diğer yandan sadece size özel bir proje verirlerse aynı motivasyonu sağlayamayabiliyorsunuz.

Son olarak birlikte çalışacağınız ekibi öğrendikten sonra ekipteki kişileri tek tek LinkedIn üzerinden araştırın. Bu kişiler ne üzerine çalışıyor, ne kadar tecrübeliler, açık kaynak proje geliştirmişler mi, konferanslara katılıp eğitim vermişler mi. Bunların hepsini tek tek araştırın çünkü 3 ayınızı bu insanlarla birlikte geçirecek ve bu insanların tecrübelerinden faydalanacaksınız. Hatta varsa Twitter hesapları oradan takip edip nasıl insanlar olduklarını da görebilirsiniz. Bana göre eğer bir yazılım geliştirici açık kaynak proje geliştiriyorsa ya da eğitimler veriyorsa bu bilgisini paylaşma konusunda hevesli olduğunu gösterir. Dolayısıyla stajım sırasında bilgisini benimle paylaşmaktan çekinmeyecektir. Ben ilk stajımı seçerken bu kriteri göz önünde bulundurmuş ve açık kaynak projeler geliştiren insanların yer aldığı bir ekibi tercih etmiştim. Bunun da bana inanılmaz faydaları oldu. Bu açıdan staj yapacağınız şirketi ararken yazılım geliştirme ile ilgili etkinliklerde sunum yapan yazılım geliştiricilerin çalıştığı firmalara öncelik vermeniz çok daha iyi olur. Tabii ekipteki kişilerin bu kriterlere uymaması bilgilerini paylaşmak konusunda hevesli olmayacakları anlamına da gelmez. Zira yurtdışındaki stajımda birlikte çalışacağım ekipte böyle birileri yer almıyordu ancak yine de bilgisini paylaşma konusunda çok hevesli mühendisler vardı.

Türkiye’de staj yapmak için bu kriterleri göz önüne bulunduruyorken yurtdışında staj yaparken bunları göz önünde bulundurmak zor olabilir. Çünkü yurtdışındaki şirketlerden kabul alma şansınız çok daha düşük olacaktır. Bu nedenle yurtdışındaki firmalara staj başvursunda bulunurken biraz daha agresif bir şekilde size uygun olduğunu düşündüğünüz hemen hemen her ilana başvurmanızı tavsiye ederim. Bununla birlikte benim tavsiyem eğer mümkünse önce Türkiye’de staj yapıp daha sonraki senede de yurtdışında staj yapın. Bunun nedeni ise yurtdışındaki firmalar hiç tecrübesi olmayan birisindense daha önce tecrübesi olan birisini tercih etme konusunda daha hevesli olacaktır.

Yurtdışındaki staj ilanlarını yine Türkiye’de olduğu gibi çok iyi bildiğiniz programlama dili üzerinden arayabilirsiniz. Bunun yanında Hacker News’de yer alan Who is hiring? başlıklarına göz atabilirsiniz. Her ay yeni başlık açıldığını da hatırlatmak isterim. Bu başlılarda genelde tam zamanlı çalışanlar aranıyor olsa da gözünüze kestiğiniz firmalara mail atarak stajyer arayıp aramadıklarınızı sorabilirsiniz. Bunun dışında indeed.com ve glassdoor.com gibi siteler üzerinden de stajyer ilanlarına göz atabilirsiniz. Hatta Glassdoor’un güzel yanı şirketler hakkında bilgilere de sahip olması. Örneğin şirketler ne tarz imkanlar sunuyor, mülaklatları kolay mı zor mu, stajyerlerine maaş veriyor mu veriyorsa ne kadar veriyor gibi bilgilere de ulaşabilirsiniz.

Ülke olarak henüz gelişmemiş bir ülke olmamızdan ve çoğu ülkenin bize vize uygulamasından dolayı yurtdışındaki firmalar vize sürecinden dolayı sizi stajyer olarak almaya sıcak bakmayabilirler. Bu yüzden size tavsiyem okulunuzdaki Erasmus bursuna başvurmanız. Bunun için ortalamanızın biraz yüksek olması ve İngilizce seviyenizin de en az B1 seviyesinde olması gerekiyor. Genelde başvurular arasında sıralama yapılıp bu sıralamadaki ilk x kişiye burs veriliyor ancak dilerseniz burs almadan da Erasmus’tan yararlanabiliyorsunuz. Eğer size burs çıkmazsa bile Erasmus’tan yararlanarak vize sürecini çok rahatlıkla halledebilirsiniz. Tabii bu durumda harcamalarınız yüksek olacağından şirket ararken maaş veren şirketlere öncelik vermeniz faydanıza olacaktır. Tahmin ediyorum ki Avrupa’daki çoğu şirket stajyerlerine maaş veriyordur.

Umarım bu bilgiler staj bulma konusunda size yardımcı olur. Aklınıza takılan soruları yorum alanından sorabilirsiniz.

© 2017 by Mert Bulan. Tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeden yazılar kopyalanamaz.