Mert Bulan

Hamburg Notlarım - Bölüm 1

| okuma süresi: 3 dk

Staj yapmak için geldiğim Hamburg’ta 3 ay boyunca karşılaştığım ve paylaşmaya değer bulduğum şeyleri bir seri halinde yazmak istiyorum. Serinin bu ilk bölümünde Hamburg ve dolayısıyla Almanya ile ilgili ilk izlenimlerimden bahsedeceğim. Yazıklarımın Hamburg’a turist olarak gelmek isteyenlerden ziyade Hamburg’ta yaşamak isteyenlere hitap ettiğini belirtmek isterim. Dolayısıyla Hamburg’ta gezilecek yerler değil, Hamburg’ta yaşayınca karşılaşacağınız şeyleri bu yazı serisinde bulacaksınız. Belki gezilecek yerleri de ayrıca başka bir seride bahsederim.

Çevre

Öncelikle daha uçak iniş yaparken karşılaştığım ilk şey her yerin bol bol ağaçla dolu olmasıydı. Ben hayatımda binalarla iç içe olan, günlük hayatta sürekli kullandığınız yollarda olan bu kadar fazla ağacı bir arada görmemiştim. Kaldığım yerde de aynı şekilde her yer yemyeşil. Ev arkadaşıma sorduğumda bu durumun biraz Hamburg’a özel olduğunu öğrendim. Berlin’de durum pek de öyle değilmiş.

Ağaçlarla birlikte haliyle doğal yaşam da gelişmiş. Sokağa çıktığımda ve evde otururken duyduğum tek bir ses var o da kuşların sesin. Güzel güzel şarkılarını söylüyorlar. Kendinizi o kadar huzurlu hissediyorsunuz ki.

Beni şaşırtan bir diğer şey ise evler oldu. İki üç katlı harika mimariye sahip evler var her yerde ve benim en çok hoşuma giden şey ise bu evlerin tuğlalardan yapılmış olması. O kadar güzel görünüyorlar ki yolda yürürken hepsini tek tek inceliyorum. Çevremdeki evlerdeki tuğlalar genelde kahverengi olduğundan kocaman ve yemyeşil ağaçlarla birlikte müthiş bir görünüm ortaya çıkıyor. (Bazı yerlerdekiler de gri ağırlıklı tuğlalardan oluşuyor)

Market

Şuana kadar bir tanesi biraz büyük bir tanesi de A101 seviyesinde olan iki market gezdim. Fark ettiğim şey ise her şeyin inanılmaz ucuz olması. Çevreme baktığımda gördüğüm fiyat sıkalası 1-2€ civarında. Etler de gerçekten inanılmaz ucuz. Daha sonra market fiyatlarıyla ilgili daha detaylı yazı yazacağım ama ilk izlenimim gerçekten çok olumlu. Herhalde pahalı diyebileceğim tek şey meyve ve sebzelerdi. Ama onlar da o kadar taze ve güzel görünüyordu ki eminim ki oldukça lezzetlilerdir. Hatırlıyorum da İzmir’deki evimin yanındaki pazardan aldığım çilek o kadar tatsızken buradan aldığım çilek inanılmaz derecede güzeldi. Marketten daha çok fazla alışveriş yapma şansım olmadı çünkü çok fazla çeşit var ve ben ne alacağımı bilemiyorum henüz. Biraz büyük olarak tarif ettiğim markette taze suşi yapılan bir alan bile vardı. Alkollü içeceklere değinmiyorum bile zira 0,29€’ya bira, 2-3€’ya şarap alabiliyorsunuz. Temel gıdaların hemen hemen hepsi çok ucuz. Mesela kaliteli 1lt bir süt 1€, isterseniz daha uygunu (0,60€) da var.

Fark ettiğim ve bana ilginç gelen iki şey vardı. Bir tanesi ne olursa olsun paranızın üstünü tam olarak alıyorsunuz. Eğer aldığınız şey 0,79€ tuttuysa 1€ verdiğinizde tam olarak 0,21€ para üstü alıyorsunuz. Bu bana ilginç geldi çünkü Türkiye’deki neredeyse her markette küsuratlı tutarlarda ödenecek para hep yukarı yuvarlanıyordu. Beni şaşırtan bir diğer şey ise plastik poşet kullanılmamasıydı. Çoğu kişi arabasında ya da yanlarında büyük poşetler taşıyor ve alışveriş arabasına yükledikleri eşyaları arabasına götürüp bu poşete koyarak eve taşıyorlar. Tabii isterseniz 0,10€ ödeyerek poşet alabiliyorsunuz ve bu poşetler oldukça kalın ve dayanıklı poşetler. Bir kere alıp daha sonraki alışverişlerinizde tekrar tekrar kullanabilirsiniz yani.

Ulaşım

Ulaşım kısmında sadece otobüsü deneyimleyebildim. Dilerseniz mobil uygulamasından dilerseniz de fiziksel olarak bilet alabiliyorsunuz. İstereniz aylık olarak da alabiliyorsunuz. Tek bilet 3€ civarında. Aylık olanlar da yanlış hatırlamıyorsam 80€. Otobüse binmenin en güzel yanı elinizi kolunuzu sallayarak binebilmeniz. Biletinizi birisine ya da bir makineye göstermenize gerek yok. Bu yüzden de otobüs durakta durduğunda tüm kapılarından yolcu alabiliyor. (Metrobüs duraklarında olduğu gibi turnike de yok.) Öğrendiğime göre bu şekilde bilet gösterilmeden binilmesini sağlayan şey rastgele kontrollermiş. Bazen yetkililer otobüsü durdurup, tüm kapıları kapatıp herkesin biletini kontrol ediyormuş. Eğer yanınızda bilet yoksa yüklü bir miktar ceza yiyormuşsunuz. Şuana kadar ben böyle bir kontrole denk gelmedim ama bu şekilde, bir ülkenin kendi vatandaşlarına güveniyor olması çok güzel bir şey. Bunun yanında yolda otobüsler için ayrı yollar var. Tam olarak metrobüs gibi tamamen izole edilmiş bir alan değil. Ancak sadece otobüsler oradan gidebiliyor. (Bir de dolu taksiler sanırım) Bu sayede de trafiğe hiç takılmadan istediğiniz yere gidebiliyorsunuz.

Tabii bisiklet yollarından bahsetmeden de geçmemek lazım. Gerek evimin olduğu yer olsun gerek çalıştığım yer, şehrin neredeyse her yerinde bisiklet yolları var ve bu yollar gerçekten 7’den 70’e her yaştan insan tarafından aktif olarak kullanılıyor. Hemen hemen her yerde bisikletinizi kitleyebileceğinizi bir yer bulunuyor. İsterseniz otobüs ya da metrobüs durağına kadar gidip orada bisikletinizi bağlayabiliyorsunuz. Açıkcası Hamburg’ta yaşayıp da bisiklet kullanmamak için hiçbir neden göremiyorum.

Restoranlar

Restoranlar diyorum ama şimdilik sadece Kardelen isimli bir Türk restoranında 2 sefer bir de İtalyan restoranında 1 sefer yemek yedim. Kardelen’in döner, kısır, patlıcan kızartması, yoğurt, salata ve falafelden oluşan çok lezzetli ve çok doyurucu bir tabağı var. Fiyatı da 6,5€ civarında bir şeydi. Dilerseniz 1,5€’ya ayran da alabiliyorsunuz. Her gittiğimde kapılarında kuyruk oluyordu ancak sıra hızlı ilerlediğinden çok kısa sürede yemek yiyebiliyorsunuz. Yine birçok yerde dönerci bulunuyor ancak henüz onları deneme şansım olmadı. İlerleyen haftalarda onları da deneyip anlatacağım. İtalyan restoranında da ortalama 6-9€ arasında bir ücret ödeyerek tıkabasa doyabiliyorsunuz. İşin ilginci restoran o kadar lüks görünüyordu ki daha fazla öderiz diye tahmin ediyordum.

NOT: Yukarıda verdiğim fiyatları TL’ye çevirerek bir karşılaştırma yapmanızı tavsiye etmem. Yazının başında da söylediğim gibi bu seri Hamburg’a turist olarak gelenler için değil, Hamburg’ta yaşamak isteyenler için. Dolayısıyla eğer Hamburg’ta yaşarsanız Euro ile maaş alacağınızdan Türk Lirası’yla hiçbir işiniz olmayacak.

© 2017 by Mert Bulan. Tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeden yazılar kopyalanamaz.