Mert Bulan

Boşa giden 15 yıl ve öğrenme süreci

| okuma süresi: 2 dk

7 yaşından itibaren zamanımızın çoğu okulda geçiyor ama bu süre zarfında gerçekten bir şeyler öğrenebiliyor muyuz?

Tıpkı herkes gibi ben de 7 yaşında ilkokula başladım. Ortaokul ve lise derken artık üniversitedeyim. Bu dönem her ne kadar bölüm başkan yardımcısı olan hocamız Temel Bankacılık ve Bilişim Teknolojileri dersini seçmemizi tavsiye etse de ben seçmeli ders olarak Felsefe dersini seçmeye karar verirdim. Bugün dönüp baktığımda iyi ki de bu dersi seçmişim diyorum.

Derse önce Socrates öncesi dönemden başladık. Daha sonra ise Platon’un Devlet kitabını okuyarak, Socrates dönemi hakkında bilgi edindik. O zaman farkına vardığım şey ise M.Ö 3-4. yüzyılda yaşamış bu insanların devletin ya da insanın nasıl olması gerektiği konusunda gerçekten doğru diyebileceğimiz sonuçlara ulaşmış olması. Bu beni tabii ki hayrete düşürdü. Socrates’in mükemmel devletinin temelinde herkesin çok iyi bildiği bir işi yapması yer alıyordu. Günümüzde yavaş yavaş iş kollarının çok fazla dallandığını ve insanların sadece tek bir alanda uzman olmaya çalıştığını (ve bu sayede daha kaliteli işler ortaya konulduğunu) düşünürsek  Socrates’in bu fikrinin ne kadar da doğru olduğunu görebiliyoruz.

Platon için bizim topraklarda bazen Eflatun deniliyor. Bu ismin çıkış noktası ise Arapça’da ‘P’ harfinin bulunmaması ve bu yüzden Platon’un Eflatun’a evrilmesidir. Bildiğimiz eflatun rengiyle herhangi bir alakası yok.

Daha sonra ise Aristoteles’i düşüncelerine değinmeye başladık. Aristotales bundan yıllar yıllar önce şöyle demiş:

Bilmek nedenleri bilmektir.

Bu sözü uzunca bir süre düşündüm. Gerçekten bildiğim dediğim şeyleri sorguladım. Çocukluktan bu yana bana birçok şey öğretilmişti okullarda. Ama öğretilenlerin neredeyse hepsi ezbere bir şekilde öğretilmiş. 1’den n’e kadar olan sayıların toplamının formülünün (n*(n+1))/2 olduğunu biliyordum. Ancak bu formülün nereden çıktığını bilmiyordum. Algoritmaların Tasarımı ve Analizi dersinde Murat hoca bu konuya değinmese belki de hiçbir zaman bilemeyecektim. İşin kötü yanı ise ilkokul sıralarında öğrendiğim şeyin çıkış noktasını, yıllar yıllar sonra öğrettiği şeylerin nedenlerini de öğreten bir hoca sayesinde üniversitede öğrenmiş olmamdı. Neden ben bunu ilkokul zamanında öğrenmedim de şimdi öğrendim? Neden o zaman direk ezberleyip geçtim. Aslında ezberim kötüdür ve çıkış noktasını öğrenene kadar bu formülü hatırlamıyordum. Şuan çıkış noktasını bildiğimden, nedenini anladığımdan, formülü hatırlamasam bile çıkış noktası üzerinden kendim tekrar formüle ulaşabilirim. İşte gerçek öğrenme tam olarak budur.

Platonik aşk daha çok tek taraflı/karşılıksız aşkı anlatmak için kullanılır. Ancak bu kullanım yanlıştır. Platonik kelimesi Platon’un Devlet kitabından türemiştir. Devlet kitabında ise gerçekleşmesi mümkün olmayan (ütopik) mükemmel bir devlet yapısı anlatılmaktadır. Dolayısıyla Platonik aşk gerçekleşmesi mümkün olmayacak kadar mükemmel bir aşk demektir.

descartes

Aristotales’in ardından Descartes’ı ve onun Yöntem (Metot) Üzerine Konuşma kitabına inclemeye başladık. Descartes’ın yaşadığı dönem günümüze biraz daha yakın, 15-16. yüzyıl.  Descartes, kendisi bir matematikçi olduğundan hayattaki birçok şeyi matematik seviyesinde bir kesinliğe getirmeye çalışıyor ve aklın herkese eşit dağıtıldığını düşünüyor. Peki akıl herkese eşit dağıtılmışsa neden farklı düşünceler ortaya çıkıyor? Descartes bunun nedenin akıl yürütme aşamasındaki farklılıklardan yani yöntemden kaynaklandığını söylüyor ve kendi uyguladığı 4 adımlı akıl yürütme yöntemini paylaşıyor:

  1. Doğruluğunu apaçık olarak bilmediğim hiçbir şeyi doğru olarak kabul etmeyeceğim. Yani aceleyle ve önyargıyla varmaktan dikkatle kaçınacağım. Ve vardığım yargılarda ancak kendilerinden şüphe edilmeyecek derecede açık ve seçik olarak kavradığım şeylere yer vereceğim.

  2. İncelediğim problemi en yalın parçalara ayıracağım.

  3. Yalından karmaşığa doğru bağlantı kurmaya çalışacağım.

  4. Ortaya koyduğum yargıları her aşamada dönüp test edeceğim.

Sizce de gerçekten olması gereken bir akıl yürütme şekli değil mi? Bana göre kesinlikle hayatımın geri kalanında uygulacağım bir akıl yürütme şekli. İşin yine kötü yanı ise benim böyle bir akıl yürütme sistemini daha yeni yeni öğrenmiş olmam.

Bir sineği izleyerek kartezyen koordinat sistemi (x, y) fikrini bulan kişi Descartes’dır.

Yüzyıllar önce bilinen şeylere yeni ulaşmış olmam, 15 yıllık eğitim hayatımda yanlış bir öğrenme süreci uygulamam ve bunun sonucunda neredeyse hiçbir şeyi gerçekten öğrenemem geçen bu 15 yılın boşa geçtiğini düşündürtüyor bana. Keşke bu öğrendiğim şeyleri daha önce öğrenseymişim diyorum. Keşke tüm öğretmenler felsefe okusa ve biz de üniversiteden önce ilkokuldan itibaren (lisedeki felsefe dersi bile tamamen ezbere bir şekilde üstünkörü işleniyor) felsefe dersi görsek. Nasıl akıl yürüteceğimizi öğrensek. Ama artık yapacak bir şey yok, geçmiş geçmişte kaldı. Önemli olan artık bu bilgileri bundan sonra kullanabilmek.

Hiç kimseye yararlı olmamak tam olarak değersiz olmak demektir. - Descartes

© 2017 by Mert Bulan. Tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeden yazılar kopyalanamaz.