Mert Bulan

Apple üzerine bir takım düşünceler…

| okuma süresi: 6 dk

Dün gerçekleştirilen etkinlik sonrasında, uzun zamandır aklıma takılan bazı düşünceleri paylaşmak istiyorum.

Dün gerçekleştirilen Apple etkinliği daha nnce aklıma takılan bazı düşüncelere yenilerini de ekledi. Öncelikle şunu belirteyim, ben uzun yıllardır Apple’ı takip ediyorum. Bunun nedeni ise tabii ki Steve Jobs’ın mükemmel ürün yaratma felsefesi. Ancak bu zamana kadar Steve Jobs’tan ve onun Apple’da gerçekleştirdiği şeylerden öğrendiğim kadarıyla bugün Apple’da işler biraz ters gidiyormuş gibi geliyor bana.

Çok fazla seçenek

Steve Jobs, Apple’a tekrar döndüğünde yaptığı ilk şey ürün sayısını azaltmaktı. Ardından yeni ürünler tanıttığında o ürünün eski modelini satıştan kaldırırdı. Bugün sadece MacBook kategorisine baktığımızda bizi şöyle bir tablo karşılıyor:

macbook-fiyatlari

Bir MacBook alacak olsanız size yukarıdaki gibi 7 farklı seçenek sunuluyor. Peki gerçekten bu kadar seçenek olmasına gerek var mı? Bana göre olması gereken tablo şu şekilde:

macbook-fiyatlari-olmasi-gereken

Bana göre dizüstü bilgisayar için 2 farklı kullanıcı tipi var. Bir tanesi Safari, Spotify ve Office uygulamaları kullanan bir kesim iken diğeri de programlama, tasarım, video düzenleme ve benzeri daha fazla performans gerektiren işler yapan kitle. MacBook ilk kitleye hitap ediyorken MacBook Pro da ikinci kitleye hitap ediyor. İlk kitle daha mobil olduğundan yaklaşık yarım kilo daha hafif olması MacBook’u onlar için tercih edilebilir kılıyor. Ancak fiyatı gerçekten düşündürücü. Kısacası bu 7 farklı modelden çok 3 farklı model gayet yeterli görünüyor.

iPad ve iPhone’da da buna benzer tablolar karşılıyor sizi. Hangi modeli alacağınıza karar veremiyorsunuz bir türlü. Neredeyse her fiyat seviyesinde bir ürün bulunuyor.

Yüksek fiyatlar

Yukarıdaki tabloda fark edilmeyen ilginçlik ise en altta yer alan eski nesil MacBook Pro’ların fiyatlarının daha önceki fiyatlarıyla aynı olması. Hadi diyelim ki bu modeller hala satılıyor ancak herhangi bir fiyat değişikliği yapılmaması oldukça şaşırtıcı. Örneğin yeni iPhone tanıtıldığında eski modelin satışına devam edilirken fiyatında indirime gidiliyordu. Ancak MacBook Pro’larda böyle bir şey söz konusu bile olmamış.

Fiyatlardan söz açılmışken, evet ülkemizdeki yüksek kur oranı (bu yazıyı yazarken 1$=3.11TL) ve yüksek vergilerden dolayı çoğu kişi için bu bilgisayarlar ulaşılamaz oluyor. Ancak tüm dünyaya baktığımızda diğer ülkelerde de fiyatın oldukça yüksek seviyelerde olduğunu görebiliyoruz. Doların değer kazanması çoğu ülkede (Birleşik Krallık dahil) MacBook’ların fiyatını bir hayli yukarı çekiyor. Ama Apple’ın kâr marjından ödün vermemesi haliyle kullanıcıların fiyatlardan yakınmasına neden oluyor. Apple’ın eski modelleri satmaya devam etmesi belki iyi bir şeyken bu durumda, fiyatlarının aynı seviyede kalması bir hayli hayal kırıklığı yaratıyor.

Aslında fiyatların yüksek kalmasının nedeni arz-talep meselesine de bağlanabilir. İnsanlar artık bilgisayar almıyor. Haliyle de Ar-Ge yapmak öncekine oranla daha masraflı oluyor.

(Touch Bar’lı 256GB’lık 13” MacBook Pro’nun ABD fiyatı 1.799$. Türk Lirası karşılığı 5.594 TL iken buna KDV’yi de eklediğimizde 6.600 TL gibi bir fiyat çıkıyor karşımıza. Apple ise 7.199 TL’ye satıyor. Yani ABD ile arasında 600 TL’lik bir fark var. ABD’de 1 yıl garanti veriliyorken, Türkiye’de 2 yıl garanti verildiğinden ABD’ye oranla çok pahalı değil de biraz pahalı diyebiliriz sanırım.)

En yeni teknolojiler

Apple genelde MacBook Pro’larda en yeni teknolojileri kullanıyordu. 2009 yılında kendime masaüstü bilgisayar topluyorken DDR2 RAM’lere yer vermiştim. Çünkü o zamanlar hala yaygın olarak kullanılıyordu. Ancak 2008 model MacBook bilgisayarımda DDR3 RAM’ler yer alıyordu. Bugün hala bu bilgisayarı kullanabiliyor olmamın nedeni şüphesiz ki DDR3 RAM’lere yer verilmiş olması. Dün tanıtılan MacBook’larda bunun tam tersi bir durum vardı. DDR4 teknolojisi tanıtılmış ve yavaş yavaş yaygınlaşıyor olmasına rağmen yeni MacBook Pro’larda bu teknolojiyi göremiyoruz. Apple’ın bir daha ne zaman MacBook Pro’ları yenileceğini bilmediğimizden (minimum 1 yıl) ve MacBook Pro alanların 3-4 yıl aynı cihazı kullandıklarını tahmini olarak söylersek yeni teknolojiye yer verilmemiş olması büyük bir eksiklik gibi görünüyor benim için.

Crucial-DDR4-Infographic-1

Aynı şeyi belki 7. nesil Intel işlemcilere yer verilmemiş olmasından dolayı da söyleyebiliriz. Ancak 7. nesil işlemcilerin bir önceki nesile göre %5-10 arasında bir performans artışı yakalamış olması belki maliyetleri daha fazla yukarıya çekmemek için (daha fazla ne kadar yukarıya gidebilirse artık) tercih edilmemiş olabileceğini akıllara getiriyor.

Ufak ayrıntılar

MacBook Pro’da olan ancak diğer hiçbir bilgisayarda olmayan bir takım özellikler vardı. Bunlardan bir tanesi tuşuna bastığınızda size bilgisayarın ne kadar şarjı kaldığını gösteren 8 tane led ışıktan oluşan bardı.

macbook-detail

MacBook Pro’ların incelmesiyle birlikte bu özelliğe elveda dedik. Apple’ın dizüstü bilgisayarlarda tek bir tür giriş kullanmayı tercih etmesinden dolayı mıknatıs uçlu şarj kablosu MagSafe’e de MacBook ile elveda demiştik, dün MacBook Pro’larla birlikte tamamen tarihe gömüldüğüne şahit olduk. Karanlıkta tüm dikkatleri üzerine çeken ışıklı Apple logosuna da güle güle dedik. Şarj ettikten sonra kablolarla uğraşmamak için sarma özelliğine sahip şarj aletlerine de elveda dedik. Bu özellikler her ne kadar çok önemli özellikler olmasa da gerçekten ince düşünülmüş ve fark ettiğinizde ya da kullandığınızda size zevk veren özelliklerdi.

Apple’a bu özellikleri kaldırdığından ötürü belki hak verebiliriz. Cihaz inceldiğinden dolayı, verilen önemli kararlardan dolayı bu özelliklere artık yer verilmiyor olabilir. Mantıklı nedenleri vardır eminim. Ancak beni mutsuz eden şey bu özelliklerin yerine gelen bir şeylerin olmaması. Bir kişiye MacBook anlatıyorken MacBook’ta olup da diğer bilgisayarlarda olmayan bir özellik söylemek gerçekten çok zor. (donanım anlamında) Apple’ın kullanıcı deneyimi için birçok şeyden fedakarlık edip yukarıda saydıklarım gibi basit özellikler eklediğini söyleyemiyorum artık.

Amerikan milliyetçiliği

Dünkü lansmanda olduğu gibi Apple bazen gerçekten çok sıkıcı olabiliyor. Mesela Apple TV’ye gelen yenilikler tanıtılırken sürekli Amerikan futbolundan bahsedilmesi gerçekten insanı rahatsız ediyor. Apple bir dünya markası, Amerikan futbolu ise sadece bir grup Amerikalıya hitap eden bir spor. Diğer hiçbir ülkenin umrumda değil. Çin’den bahsedebilir çünkü 1 milyardan fazla nüfus söz konusu. Hatta Japonya’dan bile bahsedebilir çünkü Japonya çalışkanlıklarıyla herkesin saygı duyduğu, insalığa önemli katkıları olan bir ülke. Eminim herkes hayatında en az bir kere görmek istiyordur ve onların toplu taşıma sisteminde yapılan bir iyileşme gelecekte bir gün herkesin (turist olarak gittiğinde) işine yarayacaktır. Bununla birlikte Japonya’nın Steve Jobs üzerinde de (dolayısıyla Apple) gerçekten önemli etkileri oldu. Sonuç olarak jest yapmak için bu ülkeye özel geliştirilen bir özellikten de bahsedilebilir. Ama sadece Amerikalıları ilgilendiren bir şeye uzun uzun yer verilmesi gerçekten itici bir durum oluşturuyor.

(Amerikan futbolunu oynayan sporcuların yıllar sonra akıl sağlığında ne tür değişiklikler olduğunu merak ediyorsanız Concussion filmini izlemenizi öneririm.)

Masaüstü

Belki herkes benim gibi dünkü etkinliğin biraz daha uzun süreceğini sanıyordu. MacBook Pro tanıtılmıştı ve sırada Mac mini, Mac Pro ve iMac vardı değil mi? Hayır. Apple bu üç masaüstü modelini de güncellemedi. Mac mini bundan tam 743 gün önce güncellenmişti. Mac Pro ise 1044 gün. İnanabiliyor musunuz? Tam 3 yıldır güncellenmeyen bir bilgisayar var ve ilk çıktığı fiyattan satılıyor hala. iMac ise en son 381 gün önce güncellenmiş. Bunun temel nedeni şu olabilir diye tahmin ediyorum. Apple bu üç modelde de dün tanıtılan MacBook Pro’da olduğu gibi önemli bir değişikliğe gidemiyor. Belki sadece işlemcilerini vs güncelleyebilir ama bunu da yapmıyor çünkü işlemciler artık eskisi gibi önemli performans artışları göstermiyor. Bu durumda kullanıcıların tek bir beklentisi oluyor o da fiyatların düşmesi ama maalesef o da gerçekleşmiyor. Sonuç olarak buradan Apple’ın masaüstü bilgisayarlara artık çok fazla yatırım yapmayacağını anlıyoruz, şimdilik. Ofislerde bile artık herkes MacBook Pro + harici ekran kullanıyor ve sanki bana da ideal olanı o gibi geliyor. Apple satışlardan yola çıkarak masaüstü bilgisayarlarda çok fazla geliştirme yapmıyor ya da yapmak istemiyor olabilir diye tahmin ediyorum. Masaüstü severler için üzücü bir haber.

Dönüştürücüler

Apple’ın iPhone 7 ile birlikte 3.5mm kulaklık girişine artık yer vermemesi oldukça cesaret gerektiren bir şey. Benzer şekilde MacBook’larda sadece USB-C bağlantı noktasına yer vermesi de önemli bir karar. Ancak söz konusu ürün MacBook Pro’ya gelince işler biraz değişiyor. Öncelikle MacBook Pro’da 3.5mm kulaklık girişine yer verilmiş olması Apple’ın aslında o kadar da cesaretli olmadığını gösteriyor. Bir diğer bana göre tamamen saçmalık olan durum ise, yeni bir iPhone 7 ve MacBook Pro aldınız diyelim ancak iPhone 7’den çıkan kulaklığı MacBook Pro’nuzda kullanamıyorsunuz. Çünkü MacBook Pro’da bunun için bir bağlantı noktası bulunmuyor. Bunun için bir dönüştürücü bile satmıyor Apple. Peki diyelim ki iPhone 7’nizi yeni MacBook Pro’nuza bağlamak istiyorsunuz şarj etmek, yedek almak ya da dosya transfer etmek için. Üzgünüm ama bunu da yapamıyorsunuz. Çünkü yeni MacBook Pro’da USB girişi de yer almıyor. Bunun için 139 TL ödeyerek USB-C / Lightning kablosu almanız gerekiyor.

donusturuculer

Her şeyin mantıklı bir nedeni olabilir. Ancak tanıtılmaları arasında 1 ay olan ve aynı firma tarafından üretilen iki ürününün bir biriyle bağlantı kurabilmesi için ekstra aparata ihtiyaç duyması tamamen SAÇMALIK! Bunun bana göre mantıklı hiçbir açıklaması olamaz. Nokta.

Tabii diğer girişleri de unutmayalım. Profesyonel fotoğraf makineniz varsa, çektiğiniz fotoğrafları aktarabilmek için 149 TL ödeyerek aparat almanız gerekiyor. Şirkette sunum yapacaksınız bilgisayarı bağlamanız gerekiyor bunun için de 109 TL ödeyerek DVI dönüştürücü almanız gerekiyor. İşin garip yanı HDMI girişi gerekiyorsa şu anda Apple Online Store’da USB-C / HDMI için bir dönüştürücü bulunmuyor.

Apple’ın kendi dünyası

Apple’ın yaptığı değişikliklerin çoğunun Apple’a göre mantıklı bir açıklaması var aslında. Bu açıklamalar sizi tatmin etmese de, varlar. Mesela fotoğraf makinenizdeki fotoğrafları bilgisayarınıza mı aktarmak istiyorsunuz. Bunun en kolay yolu tabii ki fotoğraf makinesi kullanmamak. Bunun için iPhone 7 kullanabilirsiniz. Böylece fotoğraflarınıza saniyeler içerisinde bilgisayarınızdan erişebilirsiniz. Bilgisayarınızın ekranını yansıtmak mı istiyorsunuz. Apple TV bunun için var. iPhone’unuzu neden bilgisayarınıza bağlamak isteyesiniz ki? Bunun için oldukça kullanışlı şık bir Dock bulunuyor. Eve geldiğinizde iPhone’unuzu Dock’a yerleştirin, otomatik olarak yedeği iCloud’a yüklensin ve şarj olsun. Dosyalarınızı da yine iCloud üzerinden atın. iPhone 7’den çıkan kulaklığı MacBook’ta mı kullanmak istiyorsunuz? Kullanmayın. Çünkü o iPhone için geliştirildi. Bunun için anında tüm cihazlarınızla eşleşen kablosuz AirPods’u kullanabilirsiniz. Ancak AirPods’un kutusunun da şarjı bittiğinde onu şarj etmeniz gerekecek. Şimdi sorun şu; AirPods’un kutusunun şarj aletinin ucu USB 3.0 mı yoksa USB-C mi? :(

apple-products

Apple kendi dünyasında aslında her şey gerçekten mükemmel (“It just works.”) diyebiliriz. Tek sorun bunun çok maliyetli olması ve herkesin buna uyum sağlayamaması. Kendi ofisinize Apple TV alabilirsiniz ama başka bir şirkete sunuma gittiğinizde orada Apple TV bulunmayabilir.

Apple’ın geleceği

Apple ilgili düşüncelerim yukarıdaki gibi. Alanında gerçekten harika ürünler üretse de mükemmelliyetçiliğinden, basitliğinden ve ulaşılabilirliğinden ödün veriyor gibi geliyor bana. Şu anda Apple gerçekten önemli bir değişimin içerisinde bana göre. Her şeyin tamamen kablosuz olduğu bir dünyaya doğru ilerliyor artık. 2 yıl içerisinde kablolardan sonsuza kadar kurtulabiliriz. AirPods’un tanıtım videosunda Jony Ive’ın “Biz kabloların olmadığı bir geleceğe inanıyoruz. Aygıtların etkileşim halinde olmak üzere tasarlandığı bir geleceğe….Gerçekten de kablosuz bir geleceğin başlangıcındayız. Ve teknoloji, yıllardır üzerinde çalıştığımız bu gelecekte siz ve aygıtlarınız arasında kusursuz ve otomatik bir bağ kurmaya şimdiden hazır.” sözleri gerçekten çok fazla şey ifade ediyor. Şu an yaşanılan bu dönüştürücü krizinin de nedeninin bu geçiş süreci olduğunu düşünüyorum.

apple-campus-2

Diğer yandan bir başka önemli gelecek yenilik ise yeni Touch Bar’ın bir adım ötesi. Cnet ile yapılan röportajda Jony Ive’ın şöyle bir açıklaması bulunuyor:

We unanimously were very compelled by [the Touch Bar] as a direction, based on, one, using it, and also having the sense this is the beginning of a very interesting direction,” Ive said. “But [it] still just marks a beginning.

Sanırım buradan çoğu kişi bir sonraki adım klavyedeki tüm tuşların birer birer ekrana dönüşeceği ve her tuşun her uygulamda farklı bir tuşa dönüşeceğini çıkartabiliriz gibi geliyor bana. Böyle bir değişiklik sanırım klavyede bir devrim yaratır diye düşünüyorum. Bekleyip görelim, bakalım ilerleyen yıllar bize ne gösterecek. Apple yine öncü olmayı başarabilecek mi…

© 2017 by Mert Bulan. Tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeden yazılar kopyalanamaz.